
Sıkça Sorulan Sorular
BAŞKANLIK HAKKINDAKİ SORULAR
SORU 1: Başkanlığınızın görevleri nelerdir?
10.11.2005 tarihli ve 25989 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Tespiti, Dinlenmesi, Sinyal Bilgilerinin Değerlendirilmesi ve Kayda Alınmasına Dair Usul ve Esaslar ile Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Yönetmeliğin” 17 nci maddesinde Başkanlığımızın görevleri belirtilmiştir:
a) 2559 sayılı Kanunun ek 7 nci maddesi, 2803 sayılı Kanunun ek 5 inci maddesi ve 2937 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin tespiti, dinlenmesi, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi ve kayda alınmasına yönelik iş ve işlemleri tek bir merkezden yürütmek,
b) 5271 sayılı Kanunun 135 inci maddesi kapsamında yapılacak iletişimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine yönelik iş ve işlemleri tek bir merkezden yürütmek,
c) (a) ve (b) bentleri kapsamındaki taleplerin bu Yönetmeliğe ve diğer ilgili mevzuata uygun olup olmadığını incelemek ve gerektiğinde yetkili mercilere başvuruda bulunmak,
d) (a) ve (b) bentleri uyarınca gerçekleştirilen işlemler sonucunda elde edilen verileri ve bilgileri ilgisine göre Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığına, Emniyet Genel Müdürlüğüne ve Jandarma Genel Komutanlığına, talep etmeleri halinde mahkemeye ve Cumhuriyet başsavcılıklarına iletmek,
e) Bu Yönetmelik çerçevesinde yapılacak tespit, dinleme, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi ve kayda alınması faaliyetleri ile 5651 sayılı Kanunla ve diğer mevzuatla verilen görevlerin ifasını olanaklı kılacak her türlü teknik alt yapının, kamu kurum ve kuruluşları ile kamu hizmeti veren kuruluşlar ve işletmeciler tarafından kurulmasını sağlamak, sağlatmak, gerekli alt yapıyı kurmayan işletmecilerin cezalandırılması yönünde girişimde bulunmak,
f) 12 nci maddenin ikinci fıkrası ile 15 inci maddenin üçüncü fıkrası saklı kalmak kaydıyla, Başkanlık faaliyetleriyle ilgili olarak kamu kurum ve kuruluşları, kamu hizmeti veren kuruluşlar ile işletmecilerden gelen her türlü bilgi, belge ve kayıtların bilgi güvenliği kriterlerine uygun olarak arşivlenmesini sağlamak,
g) Görev alanına giren konularla ilgili ulusal ve uluslararası alanda meydana gelen gelişmeleri takip etmek, bu kapsamda uluslararası kurum ve kuruluşlarla işbirliği ve koordinasyonu sağlamak ve gelişmelerin Başkanlık hizmetlerine yansıtılması için gerekli önlemleri almak,
h) Başkanlık faaliyetleri için yurt içinden ve yurt dışından teminine ihtiyaç duyulan her türlü malzeme, sistem, yazılım ve donanımı belirleyerek Kurum Başkanına bildirmek,
i) Başkanlık faaliyetleriyle ilgili olarak talep ettiğinde derhal Başbakana bilgi vermek,
j) 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun kapsamında Ulaştırma Bakanlığı, kolluk kuvvetleri, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile içerik, yer ve erişim sağlayıcılar ve ilgili sivil toplum kuruluşları arasında koordinasyon oluşturarak internet ortamında yapılan ve 5651 sayılı Kanun kapsamına giren suçları oluşturan içeriğe sahip faaliyet ve yayınları önlemeye yönelik çalışmalar yapmak; bu amaçla, gerektiğinde, her türlü giderleri Kurumca karşılanacak çalışma kurulları oluşturmak,
k) İnternet ortamında yapılan yayınların içeriklerini izleyerek, 5651 sayılı Kanun kapsamına giren suçların işlendiğinin tespiti halinde, internet ortamında yapılan yayınlara erişimin engellenmesine yönelik olarak 5651 sayılı Kanunla öngörülen tedbirleri almak,
l) İnternet ortamında yapılan yayınların içeriklerinin izlenmesinin hangi seviye, zaman ve şekilde yapılacağını belirlemek,
m) Kurum tarafından işletmecilerin yetkilendirilmeleri ile mülkî idare amirlerince ticarî amaçlı toplu kullanım sağlayıcılara verilecek izin belgelerinde filtreleme ve bloke etmede kullanılacak sistemlere ve yapılacak düzenlemelere yönelik esas ve usulleri belirlemek,
n) İnternet ortamındaki yayınların izlenmesi suretiyle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; intihara yönlendirme (madde 84), çocukların cinsel istismarı (madde 103, birinci fıkra), uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma (madde 190), sağlık için tehlikeli madde temini (madde 194), müstehcenlik (madde 226), fuhuş (madde 227), kumar oynanması için yer ve imkân sağlama (madde 228) suçları ile 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanunda yer alan suçların işlenmesini önlemek için izleme ve bilgi ihbar merkezi dâhil, gerekli her türlü teknik altyapıyı kurmak veya kurdurmak, bu altyapıyı işletmek veya işletilmesini sağlamak,
o) İnternet ortamında herkese açık çeşitli servislerde yapılacak filtreleme, perdeleme ve izleme esaslarına göre donanım üretilmesi veya yazılım yapılmasına ilişkin asgarî kriterleri belirlemek,
p) (n) bendinde sayılan suçların, internet ortamında işlenmesini konu alan her türlü temsili görüntü, yazı veya sesleri içeren ürünlerin tanıtımı, ülkeye sokulması, bulundurulması, kiraya verilmesi veya satışının önlenmesini teminen yetkili ve görevli kolluk kuvvetleri ile soruşturma mercilerine, teknik imkânları dâhilinde gereken her türlü yardımda bulunmak ve koordinasyonu sağlamak,
r) İnternet Kurulu ile gerekli işbirliği ve koordinasyonu sağlamak; İnternet Kurulunca izleme, filtreleme ve engelleme yapılacak içeriği haiz yayınların tespiti ve benzeri konularda yapılacak öneriler ile ilgili gerekli her türlü tedbir veya kararları almak,
s) 5651 sayılı Kanunun 8 inci maddesi ve 7258 sayılı Kanunun 5 inci maddesi kapsamında hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısı tarafından verilen erişimin engellenmesi kararlarını uygulamak ve buna ilişkin iş ve işlemleri yürütmek, t) İçeriği (n) bendinde belirtilen suçları oluşturan yayınların içerik veya yer sağlayıcısının yurt dışında bulunması halinde veya içerik veya yer sağlayıcısı yurt içinde bulunsa bile, içeriği çocukların cinsel istismarı (madde 103, birinci fıkra) ve müstehcenlik (madde 226) suçlarını oluşturan yayınlara ilişkin olarak resen erişimin engellenmesi kararı vermek ve bu kararı, erişim sağlayıcısına bildirerek gereğinin derhal ve en geç kararın bildirilmesi anından itibaren yirmi dört saat içinde yerine getirilmesini istemek,
u) (t) bendine göre verilen erişimin engellenmesi kararının konusunu oluşturan yayını yapanların kimliklerinin belirlenmesi hâlinde, Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunmak,
v) Kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek.
SORU 2: Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı, hangi yasa ile kurulmuş ve ne zaman faaliyete geçmiştir?
Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı; 23.07.2005 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve 2559, 2803 ve 2937 sayılı Kanunlarda değişiklik yapan 5397 sayılı Kanun ile (2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununun Ek 7 nci maddesi) kurulmuş olup, 23 Temmuz 2006 tarihinden itibaren ilgili mevzuatın öngördüğü iş ve işlemleri tek merkezden yürütmektedir.
SORU 3: Başkanlığınızın kurulmasına dayanak teşkil eden Anayasal hüküm nedir?
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Haberleşme Hürriyeti Başlıklı 22 nci maddesi “(Değişik: 3.10.2001 - 4709/7 md.) Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır. Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz. Yetkili merciin kararı yirmi dört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırk sekiz saat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden kalkar. İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanunda belirtilir” hükmünü içermektedir. Bu Anayasal düzenleme doğrultusunda, 23.07.2005 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve 2559, 2803 ve 2937 sayılı Kanunlarda değişiklik yapan 5397 sayılı Kanun ile (2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununun Ek 7 nci maddesi) Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı kurulmuştur.
SORU 4: Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının kurulması, ilgili mevzuatta genel olarak hangi ifadelerle gerekçelendirilmiştir?
Başkanlığımızın kurulma gerekçesi 5397 sayılı Kanunun genel gerekçesinde açık bir şekilde ifade edilmiştir. Avrupa Birliği (AB) müktesebatı; siyasi kriterler, adalet hizmetleri, iç ve dış güvenlik olmak üzere üç temel sütundan oluşmaktadır. Üçüncü sütunda yer alan "iç ve dış güvenliğin korunması", devletin istihbarat hizmetlerinin düzenlenmesini gerekli kılmaktadır. Günümüzde, toplum ve devlete gelecek olan tehlikelerin önceden sezilmesi ve bunların önlenmesi için tedbir alınması, demokratik hukuk devletinin korunması açısından, kaçınılmaz bir zorunluluk olmuştur. Anayasanın koruma altına aldığı özel hayat ve haberleşme özgürlüğüne, devlet tarafından, suç öncesi yapılacak olan müdahalelerin, AB standartlarına uygun olarak bir kanunla yapılması ve sınırlama sebeplerinin bu kanunda gösterilmesi gerekmektedir. 3.10.2001 tarihli ve 4709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun ile, Anayasanın özel hayat, konut dokunulmazlığı ve haberleşme hürriyetine ilişkin 20, 21 ve 22 nci maddeleri yeniden düzenlenmiştir. Bu alanlara Devletin müdahale edebilmesi için; milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmalı, yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de, kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmalıdır. Bunlar bulunmadıkça, kişinin özel hayatına dokunulamaz, konutuna girilemez, haberleşmesi engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz. Anayasanın 22 nci maddesi, haberleşme hürriyeti açısından istisnalar olabileceğini kabul etmiş ve bunun kanunla belirlenmesini öngörmüştür. Suç ve suçluluk ile mücadelede istihbarat vazgeçilmez bir araçtır. İstihbarat çalışmaları ise, bilgi toplamak ve depolamak şeklinde olduğundan, özel hayat ve aile hayatı ile yakından ilgilidir. Elektronik yoldan yapılan iletişimin suç öncesi alanda dinlenmesi ise, haberleşme hürriyeti ile ilgilidir. Anayasanın bu düzenlemesi karşısında, Türkiye'de istihbarat hizmetlerinin yapılabilmesi için, kanunla düzenleme yapılması ihtiyacı bir zorunluluk oluşturmaktadır. Ülkemizde önleyici amaçlı istihbarat dinlemesi düzenlenmediğinden, hazırlanan Kanun Teklifi ile, bu önemli eksiklik giderilecektir. İletişimin her ne sebeple olursa olsun dinlenmesi, Anayasamızın 20 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 8 inci maddeleri ile garanti altına alınmış bulunan "özel hayatın gizliliği ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına" uygun olarak yapılacaktır. Avrupa insan Hakları Mahkemesi, kararlarında, gizli soruşturma tedbirleri açısından geçerlilik taşıyan ilkeler koymuştur. Mahkeme, kararlarında, örgütlü suçlara karşı mücadelede gizli soruşturmacı ve güvenilir kişiden yararlanmaya engel bulunmadığına ve anonim tanıklara başvurmanın mümkün olduğuna işaret etmiştir. Önleme amaçlı istihbarat çalışmalarında devletin bu haklara riayet edebilmesi için, yasal düzenleme yapılması ve bu düzenlemenin müdahale sebeplerini göstermesi gerekmektedir. iletişimin denetlenmesi ve telefonların dinlenmesi, 1 Haziran 2005 tarihine kadar 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu, bu tarihten itibaren ise 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile düzenlenmiştir. Bu kapsamda 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 135 ve devamı maddelerinde, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınmasına ilişkin hükümler yer almaktadır. Anılan düzenlemeler suçların soruşturulması sırasında ve sanık takibi amacıyla kolluk kuvvetlerince iletişime yapılan müdahaleye ilişkin olup, Kanunun gerekçesinde telefon konuşmalarına veya maddede sayılan diğer iletişim araçlarına müdahale edilmesi için belirlenen ön koşul "soruşturulan suçun beş yıl veya daha fazla hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir cürüm olması gerektiği" şeklinde ifade edilmiştir. Kanun "sadece suç işlendikten sonra" yapılan, adli amaçlı dinlemeleri düzenlemektedir. Ayrıca, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan düzenlemeye göre, dinleme adli kolluk tarafından gerçekleştirilecektir. Oysa, istihbarat teşkilatları tarafından yürütülen faaliyetler; suç ile ilişkili olmayıp kuruluş yasalarında yer alan görevleri kapsamında ulusal güvenliğin sağlanması amacıyla, demokratik hukuk devletine yönelik tehdit unsurlarına ilişkin olarak düzenli ve sistemli bilgi toplama ve değerlendirme ihtiyacına yöneliktir. Söz konusu istihbarat ihtiyacının sağlanması açısından iletişime yapılan müdahalenin yasal dayanakları ile yeterli şüphe sonucunda suça ilişkin delillerin yasalara uygun olarak toplanmasını teminen adli kolluk tarafından yapılan müdahalenin; çalışma yöntemleri, yasal dayanağı ve hedeflerindeki farklılık gözetildiğinde, iletişime müdahaleye ilişkin hususların ayrı bir mevzuatla düzenlenmesi ihtiyacı doğmaktadır. Nitekim bu esastan hareketle, AB ülkelerinin ulusal güvenlik servisleri, istihbarat servis kanunlarında yer alan düzenlemeler çerçevesinde iletişime müdahale hususunda yetkilendirilmişlerdir. Ayrıca, Avrupa Parlamentosunun 2001/2098(I INI) sayılı raporunda; "Bir devlet kural olarak, ülke içindeki yasal düzen ortamının devamlılığının ve ulusal güvenliğin sağlanması amacı ile dinleme faaliyetleri yürütebilir. Organize suçların ve terörizme yönelik faaliyetlerin eyleme dönüşmeden belirlenebilmesi amacıyla ulusal kanunlar, devlet birimlerini, kişi ve gruplar hakkında bilgi toplayabilmesi hususunda yetkili kılar. Konuya ilişkin veriler ise ülkenin istihbarat servisi tarafından toplanır ve analiz edilir." denilmek suretiyle temel hak ve hürriyetlere saygı prensibi çerçevesinde hazırlanan ulusal kanunlar ile telekomünikasyonun denetlenmesine cevaz verilmektedir. Bunun yanında, günümüzde bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de teknoloji ve bilişim alanında önemli gelişmeler yaşanmıştır. Bu gelişmeler sonucunda suçların nitelikleri ve işleniş biçiminde önemli değişiklikler meydana gelmiştir. Suçların daha organize bir şekilde işlenmesi ve yoğunluk kazanması, suçluların ve özellikle örgütlerin teknolojik imkânlardan azami ölçüde yararlanması ve işlenen suç çeşitlerinin artması; kolluk kuvvetlerinin bu suçların faillerini yakalayacak, hukukun gerektirdiği şekilde soruşturma yapacak uzman personele ve teknik donanıma sahip olmaları zorunluluğunu da beraberinde getirmektedir Demokratik hukuk devletlerinin varlığını tehdit eden terör odaklarının zamanında teşhisi, eylemlerine daha ortaya çıkmadan engel olunabilmesi, taktik ve stratejilerini devamlı olarak değiştiren yıkıcı, bölücü ve irticai örgütler karşısında genel kolluk kuvvetlerinin yasal yetkilerinin yeniden düzenlenmesi gereklidir. Yeni düzenleme hem kişi hak ve özgürlüklerini Devletin aşırı müdahalesine karşı koruyacak nitelikte olmalı hem de Devlete karşı verilen tehdit ve tehlikeleri etkin bir şekilde bertaraf edebilecek özellikler taşımalıdır. Özellikle 11 Eylül 2001 terör olayından sonra Avrupa Birliğinin ve ABD'nin istihbarata olan yaklaşımı değişmiş ve bu alanda yeni düzenlemelere gidilmiştir. Nitekim, ABD'de yürürlüğe konulan kanun (Us Code Collection Title 50>Chapter 36>Subchapter 1>Sec1802) elektronik dinleme yapma yetkisini vermektedir. İngiltere'de 2000 yılında yürürlüğe giren iki ayrı kanun (Regulation Of Investigatory Powers Act 2000 ve Interception Of Communications Act) istihbarat dinlemeleri konusunu düzenlemiştir. Bu konudaki önemli düzenlemelerden biri de Avusturya'da yürürlüğe konulan Önleme Kolluğu Kanunudur (SicherheitspolizeiG). Almanya 26 Haziran 2001 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren kanun, (Zur Neuregelung von Beschraenkungen des Brief-Post und Fernmeldegeheimnisses), Alman Anayasasının 10 uncu maddesinde yer alan "haberleşme özgürlüğü" nün nasıl kısıtlanacağını ayrıntılı olarak düzenlemiştir. Fransa ise "Telekomünikasyon Yolu ile Yapılan Haberleşmenin Mahremiyetine İlişkin" 10 Temmuz 1991 tarihli ve 91-646 sayılı Kanunu yürürlüğe koymuştur. Bu Kanun; milli güvenliği, Fransa'nın bilimsel ve ekonomik varlığını, terörizmi, örgütlü suçluluğu ve benzeri çabaları ortaya çıkarmak amacı ile telekomünikasyon vasıtası ile yapılan haberleşmeye, istisnai olarak müdahale yetkisi vermektedir. Devlete yönelik tehlikelerin yakın bir tehdit haline gelmeden, yani doğmadan bertaraf edilmesi için, bilgi toplama, değerlendirme ve iletişime müdahale yanında takibe alma, gözleme ve tarassut gibi başka yetkilere de ihtiyaç vardır. 5397 sayılı Kanuna ilişkin hazırlanan kanun teklifi, yukarıda sözü edilen esas ve standartlara uyulması suretiyle, istihbarat ihtiyaçlarını karşılamak için meydana getirilmiş sistemi, sistemin işlemesini, bu hususta hukuka uygun işlemlerin ne suretle gerçekleştirileceğini, kararların hangi makamlar tarafından ve ne gibi koşullara uyulması suretiyle alınacağını, bu husustaki denetim kurallarını ve usullerini, istihbarat ihtiyacının milletlerarası hak bildirileri ve Anayasanın güvencelerine uygun olarak nasıl giderileceğini göstermektedir.
SORU 5: Başkanlığınızın taşra teşkilatı bulunmakta mıdır?
Başkanlığımıza bağlı herhangi bir taşra teşkilatı bulunmamaktadır. Bu nedenle, Başkanlığın görev alanına giren bütün yazışmaların (Telekomünikasyon Başkanlığı Cevizlidere caddesi No:11 Yukarı Öveçler Mahallesi Balgat/Ankara) adresine yapılması gerekmektedir.
SORU 6: Başkanlığınızın organizasyon yapısı ne şekilde oluşturulmuştur?
Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu bünyesinde doğrudan Kurum Başkanına bağlı olarak faaliyet göstermektedir. Başkanlık, Telekomünikasyon İletişim Başkanı ile Teknik, Hukuk, İdari ve İnternet Daire Başkanlıklarından oluşmaktadır. Başkanlıkta, Millî İstihbarat Teşkilatı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığının ilgili birimlerinden birer temsilci bulunmaktadır.
SORU 7: Telekomünikasyon İletişim Başkanı’nın görevleri nelerdir?
10.11.2005 tarihli ve 25989 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Tespiti, Dinlenmesi, Sinyal Bilgilerinin Değerlendirilmesi ve Kayda Alınmasına Dair Usul ve Esaslar ile Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Yönetmeliğin” 19 uncu maddesinde Başkanın görevleri belirtilmiştir:
a) Başkanlığı temsil etmek; Başkanlığın, Kurum ve diğer kamu kurum ve kuruluşları, kamu hizmeti veren kuruluşlar ve işletmeciler ile ilişkilerini düzenlemek ve yürütmek,
b) Başkanlığın etkin ve verimli çalışmasını sağlamak,
c) Başkanlıkta görevli bulunan ilgili kurum temsilcilerinin çalışmaları hakkında ilgili kuruma yılda en az bir defa yazılı olarak bilgi vermek, ilgili kurum temsilcilerinin, Başkanlığın etkin ve verimli çalışmasını aksatacak tutum ve davranışlarını tespit ettiğinde, ilgili kuruma bilgi vererek değiştirilmesini sağlamak,
d) Daire başkanlıkları ile ilgili kurum temsilcileri arasında çıkabilecek görev ve yetki sorunlarını çözmek,
e) Diğer kurumlarla koordinasyonu sağlamak,
f) Kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek.
SORU 8: Hukuk Daire Başkanlığının görevleri nelerdir?
10.11.2005 tarihli ve 25989 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Tespiti, Dinlenmesi, Sinyal Bilgilerinin Değerlendirilmesi ve Kayda Alınmasına Dair Usul ve Esaslar ile Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Yönetmeliğin” 20 nci maddesinde Hukuk Daire Başkanlığının görevleri belirtilmiştir:
a) 17 nci maddenin (a) ve (b) bentleri kapsamındaki taleplerin Yönetmeliğe ve ilgili mevzuata uygun olup olmadığını kontrol etmek; Yönetmeliğe ve ilgili mevzuata aykırılığın veya noksanlıkların tespiti halinde durumu Başkana bildirmek,
b) Başkanın görevlendirdiği konularla ilgili olarak hukukî görüş bildirmek,
c) Başkanlığın görev alanına giren konularda mevzuatı derlemek, değerlendirmek, değişiklikleri takip ederek zamanında Başkanı ve ilgilileri bilgilendirmek,
d) Başkanlığın faaliyetleri ile ilgili yurt içi ve yurt dışı gelişmeleri takip etmek, bunların Başkanlık hizmetlerine yansıtılması için önerilerde bulunmak,
e) Başkan tarafından verilen diğer görevleri yerine getirmek.
SORU 9: Teknik Daire Başkanlığının görevleri nelerdir?
10.11.2005 tarihli ve 25989 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Tespiti, Dinlenmesi, Sinyal Bilgilerinin Değerlendirilmesi ve Kayda Alınmasına Dair Usul ve Esaslar ile Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Yönetmeliğin” 21 inci maddesinde Teknik Daire Başkanlığının görevleri belirtilmiştir:
a) 17 nci maddenin (a) ve (b) bentleri kapsamında kalan taleplerin Yönetmeliğe uygun şekilde yerine getirilmesini sağlamak,
b) Başkanlığın faaliyetleri için gerekli sistemleri oluşturmak, alt yapıyı kurmak, kurdurmak, geliştirmek, işletmek, bakım ve onarımlarını yapmak veya yaptırmak ve bu alandaki teknolojik gelişmeleri takip etmek ve Başkana görüş bildirmek,
c) Aynı iletişim hakkında birden fazla ilgili kurum tarafından hakim kararı alınması, Cumhuriyet savcısı kararı alınması veya yazılı emir verilmesi halinde, taleplerin aynı anda karşılanarak ilgili kurumların her birine gerçek zamanlı olarak iletilmesini sağlamak,
d) İlgili kurumların sisteme kesintisiz, hızlı ve gerçek zamanlı erişimi için ilgili kurumlarca talep edilecek miktar ve kapasitede ihtiyaç duyulan noktalar arasında güvenli iletişim alt yapısını kurmak,
e) Kaydedilen ses, faks, veri ve internet dâhil her türlü iletişim bilgilerinin ilgili kurumlara çözümlenmiş olarak ortak formatta ulaştırılması ve sistemin yirmi dört saat esasına göre çalışmasını sağlamak,
f) Yapılan kayıtları, iletişimin içeriği ve içeriğin dışında kalan iletişime ait bilgilerle birlikte tedbir devam ettiği sürece saklamak,
g) Yapılan kayıtlar içerisinde kriptolu haberleşmeye rastlanılması halinde çözümlenme imkânı araştırılmak üzere ilgili kuruma kaydın orijinal halini göndermek, ilgili kurumca talep edilmesi halinde kripto çözüm mekanizmasının sisteme dahil edilmesini sağlamak,
h) İlgili kurumlara ait kayıtları, Başkanlık ve ilgili kurumların sistem üzerinde gerçekleştirdikleri her türlü faaliyete ait bilgisayar kayıt ve bilgileri kompartımantasyon ilkeleri çerçevesinde muhafaza etmek, oluşturulacak yetki seviyeleri doğrultusunda ilgili kurumların erişimine açmak,
i) Kurulan ve işletilen sistemlerin, kaydedilen verilerin güvenliğini sağlamak,
j) Başkanlık faaliyetleri için ihtiyaç duyulan her türlü malzeme, sistem ve donanımın yurt içi ve yurt dışından temin edilmesi konularında görüş bildirmek,
k) Başkanlık için kurulacak ayrı ve özel bir ağ üzerinden bilgi akışının düzenli ve güvenli bir şekilde yapılmasını sağlamak, ilgili kurumlarca Başkanlığa yapılacak bağlantıların güvenliğini sağlamak,
l) Başkan tarafından verilen diğer görevleri yerine getirmek.
SORU 10: İdari Daire Başkanlığının görevleri nelerdir?
10.11.2005 tarihli ve 25989 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Tespiti, Dinlenmesi, Sinyal Bilgilerinin Değerlendirilmesi ve Kayda Alınmasına Dair Usul ve Esaslar ile Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Yönetmeliğin” 22 nci maddesinde İdari Daire Başkanlığının görevleri belirtilmiştir:
a) 12 nci maddenin ikinci fıkrası ile 15 inci maddenin üçüncü fıkrası saklı kalmak kaydıyla, 21 nci madde kapsamı dışındaki Başkanlık faaliyetleriyle ilgili olarak tutulan kayıtlar ile kamu kurum ve kuruluşları, kamu hizmeti veren kuruluşlar ve işletmecilerden gelen bilgi, belge ve kayıtların bilgi güvenliği kriterlerine uygun olarak arşivlenmesini sağlamak,
b) Başkan tarafından uygun görülen, Başkanlığın personel, muhasebe, finansman, lojistik ve ikmal açısından her türlü hizmetlerini yerine getirmek ve bu amaçla Kurumun ilgili birimleriyle koordinasyonu sağlamak, Başkanlık için ihtiyaç duyulacak her türlü fizikî güvenlik önlemini almak,
c) Başkanlıkla ilgili evrakın zamanında işleme konulmasını sağlamak, evrak hizmetleri ve faaliyetlerini düzenlemek ve yürütmek,
d) Başkanlık hizmetleri için gerekli her türlü teknik donanım, yazılım, araç, gereç, makine ve malzemenin temini hususunda diğer dairelerden ilgili personelin de katılımı ile alımları gerçekleştirmek, diğer dairelere her türlü desteği vermek ve kurumun ilgili birimleriyle koordinasyonu sağlamak,
e) Başkanlığa gelen yazı ve mesajları bilgisayar ortamına kaydetmek, ilgilisine havale etmek, gerekenleri Başkana sunmak,
f) Başkanlığın faaliyetleri ile ilgili yurt içi ve yurt dışı gelişmeleri takip etmek, bunların Başkanlık hizmetlerine yansıtılması için önerilerde bulunmak,
g) Başkanlıkta istihdam edilen personelin hizmet içi eğitim programlarını hazırlamak ve yürütmek; personel temininde ilgili kurumlarca güvenlik araştırması yapılmasını sağlamak,
h) Başkan tarafından verilecek diğer görevleri yerine getirmek.
SORU 11: İnternet Daire Başkanlığının görevleri nelerdir?
10.11.2005 tarihli ve 25989 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Tespiti, Dinlenmesi, Sinyal Bilgilerinin Değerlendirilmesi ve Kayda Alınmasına Dair Usul ve Esaslar ile Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Yönetmeliğin” 22/A maddesinde İnternet Daire Başkanlığının görevleri belirtilmiştir:
a) 17 nci maddenin (j), (k), (l), (m), (n), (o), (p), (r), (s), (t) ve (u) bentleri kapsamında sayılan görevleri yerine getirmek ve buna ilişkin iş ve işlemleri yürütmek,
b) Başkanlığın bilişim ve internet alanındaki faaliyetleri için gerekli sistemleri oluşturmak, alt yapıyı kurmak, kurdurmak, geliştirmek, işletmek, bakım ve onarımlarını yapmak veya yaptırmak ve bu alandaki teknolojik gelişmeleri takip etmek ve Başkana görüş bildirmek,
c) Erişim sağlayıcılar ve yer sağlayıcılar ile ilgili iş ve işlemleri yürütmek,
d) İnternet toplu kullanım sağlayıcılarıyla ilgili olarak mevzuatta Başkanlığa verilen görevleri yerine getirmek,
e) Başkanlığın bilişim ve internet alanındaki faaliyetleri ile ilgili yurt içi ve yurt dışı gelişmeleri takip etmek, bu kapsamda ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlarla işbirliği ve koordinasyonu sağlamak ve gelişmelerin Başkanlık hizmetlerine yansıtılması için önerilerde bulunmak,
f) Başkan tarafından verilen diğer görevleri yerine getirmek.
SORU 12: İlgili kurum temsilcilerinin görevleri nelerdir?
Başkanlığımızda, Millî İstihbarat Teşkilatı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığının ilgili birimlerinden birer temsilci bulunmaktadır. 10.11.2005 tarihli ve 25989 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Tespiti, Dinlenmesi, Sinyal Bilgilerinin Değerlendirilmesi ve Kayda Alınmasına Dair Usul ve Esaslar ile Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Yönetmeliğin” 23 üncü maddesinde ilgili kurum temsilcilerinin görevleri belirtilmiştir:
a) 17 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında kendi kurumlarından gelen ve yerine getirilmesi Başkanlıkça uygun görülen kararların ilgili daire başkanlığı nezaretinde yürütülmesini sağlamak,
b) Başkan tarafından verilecek diğer görevleri yerine getirmek.
SORU 13: Başkanlığınızda insan kaynakları hangi usul ve esaslar çerçevesinde istihdam edilmektedir?
Başkanlığımızda insan kaynakları; 27.01.2001 tarihli ve 24300 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Telekomünikasyon Kurumu Personel Yönetmeliği” ile 07.03.2010 tarihli ve 27514 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Meslek Personeli Sınav, Görev, Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik” çerçevesinde istihdam edilmektedir.
SORU 14: Başkanlığınızda görev almak için aranan şartlar, genel koşullar ve başvuru şekli hakkında bilgi verebilir misiniz?
Bu bilgiler; 07.03.2010 tarihli ve 27514 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Meslek Personeli Sınav, Görev, Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik” çerçevesinde yapılmaktadır.
SORU 15: Başkanlığınızda görev yapan personelin statüsü nedir, hangi sosyal güvenlik kuruluşuna tabidir?
Başkanlığımızda, kadro karşılığı sözleşmeli personel çalıştırılmaktadır. Bu personel 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu hükümleri dâhilinde 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununa tabidir.
SORU 16: Sıkça Sorulan Sorular içerisinde Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı hakkında yeterli cevap bulunamadığında ne yapılmalıdır?
Sorulmak istenilen sorulara ilişkin yeterli cevap Sıkça Sorulan Sorular bölümünde bulunamadığında soru@tib.gov.tr e-posta adresine sorulabilir.
İLETİŞİMİN DENETLENMESİ HAKKINDAKİ SORULAR
SORU 1: Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi tedbirlerinin uygulanması hangi mevzuata dayanmaktadır?
03.07.2005 Tarihli ve 5397 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 04.12.2004 Tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 05.11.2008 Tarihli ve 5809 Sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu 10.11.2005 Tarihli ve 25989 sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Tespiti, Dinlenmesi, Sinyal Bilgilerinin Değerlendirilmesi ve Kayda Alınmasına Dair Usul ve Esaslar İle Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Yönetmelik (Başbakanlık Yönetmeliği) 14.02.2007 Tarihli ve 26434 sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan Ceza Muhakemesi Kanununda Öngörülen Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi, Gizli Soruşturmacı ve Teknik Araçlarla İzleme Tedbirlerinin Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik (Adalet Bakanlığı Yönetmeliği)
SORU 2: “Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişim” kavramı ne anlama gelmektedir?
Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişim, “telefon, faks ve bilgisayar gibi kablolu, kablosuz veya diğer elektro manyetik sistemlerle veya tek yönlü sistemlerle alınan veya iletilen sinyaller, yazılar, resimler, görüntü veya sesler ve diğer nitelikteki verilerle, işaret, sembol, ses ve görüntü ile elektrik sinyallerine dönüştürülebilen her türlü verinin; kablo, telsiz, optik, elektrik, manyetik, elektromanyetik, elektrokimyasal, elektromekanik ve diğer sistemler vasıtasıyla iletilmesi, gönderilmesi ve alınması” şeklinde ifade edilebilir.
SORU 3: Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi tedbirleri hangi tür iletişim araçlarını içermektedir?
Başbakanlık Yönetmeğinin “Tanımlar” başlıklı 3. maddenin (r) bendinde “Her türlü işaret, sembol, ses ve görüntünün ve elektrik sinyallerine dönüştürülebilen her türlü verinin kablo, telsiz, optik, elektrik, manyetik, elektromanyetik, elektrokimyasal, elektromekanik ve diğer iletim sistemleri” telekomünikasyon araçları olarak tanımlanmıştır. Bu kapsamda değerlendirilebilecek tüm araç, cihaz ve materyale ilişkin iletişimin denetlenmesi tedbirlerine başvurulabilir.
SORU 4: Başkanlığınızca dinleme yapılmakta mıdır?
Başkanlığımız, ülkemizin birlik ve bütünlüğünü, huzur ve güvenini sağlamak amacıyla adli, istihbari ve önleyici amaçlı (2559, 2803, 2937 sayılı Kanunlar gereğince) ilgili mevzuat hükümleri gereğince istihbarat kurumları ve kolluk tarafından yapılan faaliyetlerden telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi çalışmalarının, ilgili mevzuat çerçevesinde hukuka uygun olarak yapılmasını temin eden aracı bir birimdir. Dolayısıyla, Başkanlığımızda herhangi bir dinleme işlemi yapılmamaktadır. Bu işlemler, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından kendi Kanunları çerçevesinde “kendi birimlerinde” yapılmaktadır.
SORU 5: Haberleşmenin gizliliğini ihlâl suçunun cezası nedir?
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 132 nci maddesinde düzenlenen “Haberleşmenin Gizliliğini İhlal” suçunu düzenleyen madde şu şekilde tanzim edilmiştir:
(1) Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlâl eden kimse, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu gizlilik ihlâli haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşirse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(2) Kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın alenen ifşa eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(4) Kişiler arasındaki haberleşmelerin içeriğinin basın ve yayın yolu ile yayınlanması hâlinde, ceza yarı oranında artırılır.
SORU 6: Kişiler arasındaki konuşmaların hukuka aykırı olarak dinlenmesi ve kayda alınmasının cezası ne şekilde belirlenmiştir?
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 133 üncü maddesinde “Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması” başlığı altında düzenlenen madde metni şu şekildedir.
(1) Kişiler arasındaki alenî olmayan konuşmaları, taraflardan herhangi birinin rızası olmaksızın bir aletle dinleyen veya bunları bir ses alma cihazı ile kaydeden kişi, iki aydan altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Katıldığı aleni olmayan bir söyleşiyi, diğer konuşanların rızası olmadan ses alma cihazı ile kayda alan kişi, altı aya kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Yukarıdaki fıkralarda yazılı fiillerden biri işlenerek elde edildiği bilinen bilgilerden yarar sağlayan veya bunları başkalarına veren veya diğer kişilerin bilgi edinmelerini temin eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu konuşmaların basın ve yayın yoluyla yayınlanması halinde de, aynı cezaya hükmolunur.
SORU 7: Yasadışı olarak telefonların dinlenmesi halinde bunun yaptırımı var mıdır?
5397 sayılı Kanun ile 2559, 2803 ve 2937 sayılı Kanunlarda yapılan değişikliklerle her üç Kanuna da eklenen “Bu maddede belirlenen usul ve esaslara aykırı dinlemeler hukuken geçerli sayılmaz ve bu şekilde dinleme yapanlar hakkında 26.09.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümlerine göre işlem yapılır.” hükmü bulunmaktadır.
SORU 8: Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin “adli amaçlı” denetlenmesi hangi tedbir türlerini içerir?
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 135 inci maddesinde “…şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi tespit edilebilir, dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir” denilmiş aynı maddenin 4 üncü fıkrasında da ayrı bir düzenleme ile “Şüpheli veya sanığın yakalanabilmesi için, ... Mobil telefonun yeri, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının kararına istinaden tespit edilebilir.” şeklinde ayrı bir kavram daha belirlenmiştir. Böylece, kişiler arasındaki iletişimin denetlenmesi için beş yolun ele alındığı yani iletişime müdahale çeşitleri olarak beş çeşit kavramın öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Bunlar: İletişimin Tespiti İletişimin Dinlenmesi İletişimin Kayda Alınması Sinyal Bilgilerinin Değerlendirilmesi Mobil Telefonun Yerinin Tespitidir.
SORU 9: Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin “istihbari/önleme amaçlı” denetlenmesinin kapsamı ve türleri nelerdir?
5397 sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile önleme amaçlı iletişimin denetlenmesi düzenlenmiştir. 03.07.2005 tarihinde kabul edilen 5397 sayılı Kanun, iletişime önleme amaçlı tedbir uygulama işleminin ne suretle gerçekleşeceği, kararların hangi makam tarafından ne gibi koşullara uyulmak suretiyle alınacağı, denetim kurallarının ve usullerinin nasıl olacağı, demokratik toplumu ve kamu düzenini korumakla görevli güvenlik birimlerinin suçların işlenmesini önlemek amacının anayasa ve uluslararası hukuka uygun olarak nasıl sağlanacağını düzenlemiştir. Bu Kanunla; 04.07.1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununun ek 7 nci maddesinde değişiklik yapılmış, 10.03.1983 tarihli ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununa Ek 5 inci madde eklenmiş ve 1.11.1983 tarihli ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Millî İstihbarat Teşkilatı Kanununun 6 ncı maddesinin birinci fıkrası değiştirilmiştir. Sayılan güvenlik kurumlarının, 5397 sayılı Kanunla kişiler arasındaki iletişimi denetlenmesine başvurabilme yetkisi veren sebepler; bu yasa ile değişiklik yapılan ilgili kanunların bahsi geçen maddelerinde ayrı ayrı düzenlenmiştir. 5397 sayılı yasada 5271 sayılı CMK 135 inci maddede olduğu gibi “iletişimin denetlenmesi”, “sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi”, “ iletişimin dinlenmesi” ve “iletişimin kayda alınması” olmak üzere 4 çeşit tedbire yer verilmiştir. Sanığın yakalanması için başvurulabilecek bir tedbir olan “mobil telefonunu yerinin tespiti, herhangi bir suç işlenmeden önce, önleyici denetlemede başvurulabilecek bir tedbir niteliğinde değildir.
SORU 10: “İletişimin tespiti” tedbiri ne anlama gelmektedir?
İletişimin tespiti; iletişimin içeriğine müdahale etmeden, iletişim araçlarının diğer iletişim araçlarıyla kurduğu iletişime ilişkin arama, aranma, yer bilgisi ve kimlik bilgilerinin tespit edilmesine yönelik işlemleri içermektedir.
SORU 11: Başkanlığınızca “iletişimin tespiti” kapsamında değerlendirilmeyen diğer iletişim bilgileri nelerdir? Bu bilgiler hangi usul ve esasa göre talep edilebilmektedir?
Uygulamada “iletişimin tespiti” tedbirini içeren bilgiler ile tedbir kapsamında yer almayan “diğer iletişim bilgileri” karıştırılabilmektedir. Diğer iletişim bilgilerinin istenilmesi hususu, Adalet Bakanlığı Yönetmeliğinin 10 uncu maddesinin 2 nci fıkrasında "Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada Cumhuriyet savcıları veya mahkemeler tarafından; abone bilgileri, telefon numarası, elektronik cihaz bilgileri veya iletişim bağlantısının tespitine imkân veren kodu gibi iletişimin tespiti kapsamı dışındaki bilgiler işletmecilerden talep edilebilir. Bu tür istemler işletmeciler tarafından derhal yerine getirilir" hükmüyle düzenlenmiştir. Bu tip bilgilerin talep edilmesi, haberleşme özgürlüğüne ve özel hayatın gizliliği ilkelerine bir müdahale olarak nitelendirilmemekte ve Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160, 161 ve 332 nci maddelerinde düzenlenen, hâkim ve Cumhuriyet savcılarının bilgi isteme yetkisi kapsamında değerlendirilmektedir. Diğer iletişim bilgilerinden kastedilen, -Abone ismi -Abone adresi -Abone kimlik bilgileri, -Kişi üzerine kayıtlı telefon numarası, -IMEI numarası sorgusu veya eşleştirmesi, (IMEI numarasından kullanıcı, kullanım tarihi, kimlik ve adres bilgisi araştırması), -Sim kart bilgisi ve eşleştirmesi, -IMSI bilgisi, -Kontör kartları bilgisi ve eşleştirmesi, -Telefonun açık olup olmadığı vb. bilgilerdir. Bir soruşturma veya kovuşturma sırasında mahkemenin ve savcılığın bilgi ve belge isteme yetkisi kapsamında bu bilgiler istenebilir. Bu bilgiler GSM işletmeleri ile sabit hat işletmelerinden doğrudan istenmelidir. Bu tür taleplerin Başkanlığımıza iletilmesine gerek yoktur. Ayrıca hukuk mahkemeleri ile mevzuatı gereği bilgi ve belge talep etme yetkisine sahip kamu kurum ve kuruluşları da bu nitelikteki bilgileri doğrudan işletmecilerden talep edebilirler. Diğer taraftan, Başkanlığımızda bulunmayan abonelik sözleşmesi, kimlik fotokopisi, imza sirküleri, ikametgâh bilgisi, fatura adresi ve benzeri belgeler ile GSM veya sabit hattın kapatılmasına ilişkin talepler sadece ilgili işletmecilerden talep edilmesi gerekmektedir.
SORU 12: İletişimin tespiti tedbiri kapsamında Başkanlığınız, hangi tür talepleri ne şartlar altında yerine getirmektedir?
Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda, şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi tespit edilebilmektedir. Bu kapsamda, iletişimin tespiti işlemleri adli amaçlı ve ceza yargılamalarına ilişkin olarak Başkanlıktan talep edilebilmekte, medeni hukuk ve idari yargılamalara ilişkin Başkanlığın iletişimin tespiti işlemlerini gerçekleştirebilme yetkisi bulunmamaktadır. Gerekli koşulların varlığı saptandığında, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından iletişimin tespitine karar verilebilmektedir. Bu tip durumlarda, Cumhuriyet savcısı kararını derhâl hâkimin onayına sunması gerekmektedir. Bununla birlikte; Yargıtay 4 üncü Ceza Dairesinin 2006/4669 Esas 2006/17007 sayılı ve 29.11.2006 tarihli kararı doğrultusunda (CMK 160–161. madde kapsamında), bir soruşturma sırasında delil toplama kapsamında, somut olayın özelliğine göre maddî gerçekliğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için zorunlu olduğu takdirde, açık rızasının bulunması ve iletişim aracının kendisine ait olması şartıyla şikâyetçinin iletişiminin tespiti hakim kararı alınmaksızın Cumhuriyet savcısının yazılı talebiyle Başkanlıktan istenebilmektedir. Yargıtay 4 üncü Ceza Dairesinin bu kararına paralel olarak; Adalet Bakanlığının 14/02/2007 tarihli Ceza Muhakemesi Kanununda Öngörülen Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi, Gizli Soruşturmacı ve Teknik Araçlarla İzleme Tedbirlerinin Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğinin 10 uncu maddesinin 4 üncü fıkrasında bu husus, " Bir soruşturma sırasında delil toplama kapsamında, somut olayın özelliğine göre maddî gerçekliğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için zorunlu olduğu takdirde, AÇIK RIZASININ BULUNMASI ve iletişim aracının KENDİSİNE AİT OLMASI ŞARTIYLA şikâyetçinin iletişiminin tespiti Cumhuriyet savcısının yazılı kararıyla Başkanlıktan istenir" şeklinde düzenlenmiştir. İletişimin tespitine ilişkin hâkim ve Cumhuriyet savcısı kararlarında; soruşturma numarası veya kovuşturmaya geçilmişse mahkeme esas numarası, hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliği, iletişim aracının türü ile numarası veya iletişim bağlantısının tespitine imkân veren kodu, tedbirin kapsamı ve süresinin belirtilmesi gerekmektedir. Adalet Bakanlığı Yönetmeliğinin 8 inci maddesinin 2 nci fıkrası ile telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin tespitinde tedbirin uygulanacağı suçlar bakımında bir kısıtlama getirilmemiştir. İletişimin tespitine en fazla 3 ay için karar verilebilmekte, bu süre üç aydan fazla olmamak üzere bir defa daha uzatılabilir. Ancak, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak, gerekli görülmesi hâlinde, hâkim tarafından bir aydan fazla olmamak üzere müteaddit defalar uzatılabilmektedir.
SORU 13: IMEI kullanım bilgisi nedir?
Başkanılığınızca bu bilgiler hangi usul ve esaslarda karşılanmaktadır? IMEI (International Mobil Equipment Identity), uluslar arası mobil cihaz kimliği olarak tanımlanmakta olup, 15 basamaklı bir rakamla temsil olunur. Tüm mobil cihazlar, üreticisi tarafından herbir cihaza münhasır 15 basamaklı bir IMEI kodu ile piyasaya sürülmektedir. IMEI numarasının ilk sekiz rakamı üretici firmayı belirten “type allocation code” olarak sonraki altı rakamı cihazın seri numarasını belirten “serial number” olarak tanımlanmaktadır. IMEI numarasının 15 inci rakamı ise kontrol basamağı “check digit” denilen ilk 14 rakamla oluşturulan algoritmanın orjinalliğini kontrol etmektedir. IMEI kullanım bilgisi; iletişimin tespiti bilgilerini (arama, aranma, yer bilgisi) içermemektedir. IMEI kullanım bilgisi; GSM hattının kullandığı IMEI numara bilgisi, IMEI cihazı ile kullanılan GSM hat numaraları, Abonelik bilgileri, IMEI numarasını kullanan hatların tarih ve saat esaslı kullanım ayrıntıları, GSM hattı ile IMEI cihaz kullanım eşleştirmesine ilişkin bilgileri kapsamaktadır. Tüm mahkemeler (idare, hukuk ve ceza mahkemeleri) ve Cumhuriyet savcılıklarının IMEI kullanım bilgisi talepleri süre sınırı aranmaksızın 23.07.2006 tarihinden sonrasına ilişkin olarak Başkanlığımız tarafından da yerine getirilmektedir.
SORU 14: İletişimin tespiti tedbiri kapsamında Başkanlığınız, hangi talepleri ne gerekçeyle yeniden değerlendirilmek üzere iade etmektedir?
5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun Ek 1 inci maddesi ile 14.02.2007 tarihli ve 26434 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Yönetmeliğin 10 uncu maddesi kapsamında Başkanlığa gönderilen hâkim ve mahkeme kararlarına Başkanlıkça yeniden değerlendirilmek üzere iade edilmektedir. Bu kapsamda Başkanlık;
1. Baz istasyonları ve evrensel hizmet niteliğine haiz ankesörlü telefonlardan yapılan bütün görüşme dökümleri talep edilen kararlara, yukarıda izah edilen mevzuat uyarınca bulunması zorunlu olan unsurlardan hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliği, iletişim aracının türü ve numarası gibi hususların bulunmaması nedeniyle tedbirin içerik ve kapsamı bakımından,
2. Tespit süresi en fazla 3 ay ve daha sonra yetkili ve görevli hâkim tarafından verilecek 1 defalık uzatma kararı ile birlikte azami 6 ay olabilecekken daha fazla süre talep edilmesi nedeniyle tedbirin süresi bakımından,
3. Şüpheli veya sanık olarak açıkça nitelendirilmeyen şahıslara (tanık, muhbir, şüpheli veya sanığın irtibatlı olduğu şahıslar, maktulün babası-oğlu-komşusu vb.) ait hedef numaralara ilişkin iletişimin tespitine hükmedilen kararlara tedbirin kapsamı bakımından,
4. Medeni hukuk yargılaması kapsamında talep edilen iletişim tespiti kararları Başkanlığın görev ve yetkisi dikkate alınarak yeniden değerlendirilmek üzere iade edilmektedir.
SORU 15: GSM iletişimini sağlayan baz istasyonları vasıtasıyla gerçekleştirilen iletişimin tespiti talepleri, neden ilgili mevzuat hükümlerine aykırıdır?
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Haberleşme Hürriyeti Başlıklı 22 nci maddesi, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 135 inci maddesinin birinci fıkrası ile Adalet Bakanlığı Yönetmeliğinin 7 nci maddesi iletişimin tespiti tedbirine sadece şüpheli veya sanık bakımından karar verilebileceğini belirtilerek tedbirin kapsamını sınırlamıştır. Baz istasyonları, belli bir çevredeki ilgili GSM işletmesine ait bütün görüşmelerin sinyal bilgilerini alarak hem görüşmelerin yapılmasını sağlayan hem de ilgili GSM işletmecilerinin sistemlerinde bu görüşmelerin tümünün veri olarak kaydedilmesini sağlayan veri istasyonlarıdır. Genellikle nüfusa bağlı olarak bir baz istasyonunda birkaç saat zarfında yüzlerce, hatta binlerce görüşme olabilmektedir. Baz istasyonlarından yapılan bütün görüşmelere ilişkin taleplere istinaden oluşturulacak ayrıntılı iletişimin tespiti raporlarında çok sayıda kişinin (şüpheli ya da sanık olmayan) görüşme kayıtlarını da içerebilmektedir. Ayrıca mevzuat uyarınca bulunması zorunlu olan unsurlardan hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliği, iletişim aracının türü ve telefon numarası gibi hususların eksikliği nedeniyle baz istasyon görüşme talepleri; ilgili mevzuatın belirlediği amaç, kapsam ve sınırları aşacak nitelik taşıyabilmektedir. Bu nedenle, Başkanlık bu tür talepleri içeren mahkeme kararlarına yönetmeliğin Resmi Gazete’de yayımlandığı 14.02.2007 tarihinden itibaren yeniden değerlendirilmek üzere iade edilmektedir. Bu konuda Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünce de "... baz sorgusu taleplerinin anılan mevzuata aykırılık oluşturacağı ..." yönünde görüş bildirilmiştir. Sonuç olarak Başkanlık tarafından, ilgili mevzuat hükümleri ve Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün görüşü kapsamında, baz istasyon iletişimin tespiti talebi içeren savcılık müzekkereleri yeniden değerlendirilmek üzere iade edilmekte ve bu kapsamdaki mahkeme/hakim kararlarına yeniden değerlendirilmek üzere iade edilmektedir.
SORU 16: Geçmişe dönük olarak uygulanan iletişimin tespiti tedbiri, geleceğe dönük olarak uygulanabilir mi?
Adalet Bakanlığı Yönetmeliğinin 4 üncü maddesinin (f) bendinde iletişimin tespiti; iletişimin içeriğine müdahale etmeden, iletişim araçlarının diğer iletişim araçlarıyla kurduğu iletişime ilişkin arama, aranma, yer bilgisi ve kimlik bilgilerinin tespit edilmesine yönelik işlemler olarak tanımlanmıştır. Bu tanıma göre, bir iletişim aracının ileriye yönelik olarak iletişiminin tespitine karar verilmesi mümkün değildir.
SORU 17: Şüpheli veya sanığın kullandığı mobil telefonun yerinin tespiti tedbirine hangi durumlarda başvurulabilir?
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 135 inci maddesinde yer verilen iletişimin denetlenmesi işlemlerinden birisi de, mobil telefonun yerinin tespit edilmesidir. Diğer iletişimin denetlenmesi tedbirlerinden farklı olarak, kullanılan taşınabilir telefonun yerinin tespit edilmesi 135 inci maddenin 4 üncü fıkrasında düzenlenmiştir. Yer tespiti kararı, şüpheli veya sanığın yakalanması amacıyla verilir. Diğer tedbirlerde olduğu gibi amaç delil elde etmek değildir. Hakkında yeteri kadar delil olan şüpheli veya sanığın yakalanması için yerinin belirlenmesi amacıyla bu tedbire başvurulması öngörülmüştür.
SORU 18: Başkanlığınız 23.07.2006 tarihinde faaliyete başladığına göre, 23.07.2006 tarihinden önceki döneme ilişkin iletişimin tespiti talepleri hangi kurum veya kuruluşlar tarafından yerine getirilmektedir?
23.07.2006 tarihinden önceki döneme ilişkin iletişimin tespiti talepleri, aynen bu tarihten sonraki döneme ilişkin taleplerde uygulanan usul ve esaslar çerçevesinde yine Başkanlığımızın koordinasyonunda yerine getirilmektedir. Doğrudan işletmecilere yapılacak talepler, işletmeciler tarafından olumsuz yanıtlanacak ve Başkanlığımıza gönderilmesi gerektiğine ilişkin yazılı bir cevap verilecektir. Bu nedenle, yargı sürecinin gereksiz yazışmalarla geciktirilmemesi adına, Başkanlığımızın faaliyete geçtiği tarihten öncesine ait iletişimin tespiti taleplerinin de Başkanlığımıza gönderilmesi gerekmektedir.
SORU 19: Kamu kurumlarında denetim elemanları (müfettişler) tarafından yapılmakta olan inceleme, araştırma ve soruşturmalar ile ön incelemeler (4483 Sayılı Kanun gereği) sırasında iletişimin tespiti raporu talep edilebilir mi?
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 135 inci maddesinin birinci fıkrası, “bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi tespit edilebilir, dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir. Cumhuriyet savcısı kararını derhâl hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi halinde tedbir Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl kaldırılır” hükmünü içermektedir. Diğer taraftan, Adalet Bakanlığı Yönetmeliğinin; 6 ncı maddesinin birinci fıkrası; “İletişimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması veya sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ilişkin talepler ile hâkim ve Cumhuriyet savcısı kararlarında, aşağıda belirtilen hususlar yer alır: (a) SORUŞTURMA NUMARASI veya kovuşturmaya geçilmişse MAHKEME ESAS NUMARASI, .... belirtilir.” hükmü ile, 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi; “İletişimin tespiti kararı ile ilgili işlemlerin icrasını Cumhuriyet savcısı doğrudan veya kolluk birimi aracılığıyla Başkanlıktan talep eder. Tedbirlere ilişkin kararlar işletmecilere gönderilmez” hükümlerini içermektedir. Bu itibarla soruda belirtilen taleplerin ancak yetkili ve görevli Cumhuriyet savcısı tarafından, yukarıda yer alan mevzuat çerçevesinde Başkanlığa intikal ettirilmesi halinde gereği yerine getirilmektedir.
SORU 20: Adli bir olaya ilişkin iletişimin tespiti taleplerinde bulunması gereken unsurlar nelerdir?
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 135 inci maddesinin birinci fıkrası; “Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi tespit edilebilir, dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir. Cumhuriyet savcısı kararını derhâl hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi halinde tedbir Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl kaldırılır” hükmünü içerir. Diğer taraftan, Adalet Bakanlığı Yönetmeliğinin; 6 ncı maddesinin birinci fıkrası; “İletişimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması veya sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ilişkin talepler ile hâkim ve Cumhuriyet savcısı kararlarında, aşağıda belirtilen hususlar yer alır: (a) SORUŞTURMA NUMARASI veya kovuşturmaya geçilmişse MAHKEME ESAS NUMARASI, .... belirtilir.” hükmü ile, 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi; “İletişimin tespiti kararı ile ilgili işlemlerin icrasını Cumhuriyet savcısı doğrudan veya kolluk birimi aracılığıyla Başkanlıktan talep eder. Tedbirlere ilişkin kararlar işletmecilere gönderilmez” hükümlerini içermektedir. Bu itibarla tespit taleplerinin yerine getirilebilmesi için, mevzuat gereğince soruşturma numarası ya da kovuşturmaya geçilmişse mahkeme esas numarasının belirtilmesi, yazıların ilgili Cumhuriyet savcısı tarafından doğrudan (Cumhuriyet savcısının adı-soyadı, sicil numarası, kaşe ve imzasını içerecek şekilde) talep edilmesi gerekmektedir. Yukarıdaki mevzuat hükümleri çerçevesinde kolluk birimleri tarafından yazılan ve Cumhuriyet savcıları tarafından derkenar emirle havale edilen yazıların Başkanlığımıza gönderilmemesi gerekmektedir.
SORU 21: Başkanlığınızda telefon numaralarının üzerine kayıtlı bulunduğu kişilere ilişkin abonelik sözleşmesi ve kimlik fotokopisi vb. belgeler bulunmakta mıdır? Savcılıklar ve mahkemeler bu tip belgeleri nereden temin edebilirler?
Başkanlığımızda abonelik sözleşmesi, kimlik fotokopisi ve benzeri belgeler ile kontör kartları ve kontör yükleme bilgisi, kontör transfer bilgisi, sim kart bilgisi ve eşleştirmesi, puk numarası, fatura ücretlendirme detayı, GSM hattının açılması veya kapatılması ve benzeri bilgi, belgeler bulunmamakta olup, bu tür istemlerin doğrudan ilgili İŞLETMECİLERDEN talep edilmesi gerekmektedir.
SORU 22: Başkanlığınıza iletişimin denetlenmesi işlemlerine ilişkin olarak 4982 sayılı Bilgi Edinme Kanunu kapsamında bilgi edinme başvurusu yapılabilmekte midir?
4982 sayılı Bilgi Edinme Kanunu kapsamında Başkanlığa çeşitli iş ve işlemlerine ilişkin bilgi edinme başvuruları yapılmaktadır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 135 inci maddesinin beşinci fıkrasında “Bu madde hükümlerine göre alınan karar ve yapılan işlemler, tedbir süresince gizli tutulur” hükmü yer almaktadır. “Soruşturmanın gizliliği” başlıklı 157 nci maddesi ise; “Kanunun başka hüküm koyduğu hâller saklı kalmak ve savunma haklarına zarar vermemek koşuluyla soruşturma evresindeki usul işlemleri gizlidir” hükmünü içermektedir. 5397 sayılı yasa ile değişik, 4.7.1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanununun Ek 7. maddesi, 10.3.1983 tarihli ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununun ek 5 inci maddesi, 1.11.1983 tarihli ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Millî İstihbarat Teşkilatı Kanununun 6 ncı maddesi ise, “Bu madde hükümlerine göre yürütülen faaliyetler çerçevesinde elde edilen kayıtlar, birinci fıkrada belirtilen amaçlar dışında kullanılamaz. Elde edilen bilgi ve kayıtların saklanmasında ve korunmasında gizlilik ilkesi geçerlidir. Bu fıkra hükümlerine aykırı hareket edenler hakkında, görev sırasında veya görevden dolayı işlenmiş olsa bile Cumhuriyet savcılarınca doğrudan soruşturma yapılır” denilmektedir. Başbakanlık Yönetmeliğinin Cezai hükümler başlıklı 27 nci maddesinde ise; “Bu Yönetmelik hükümlerine göre yürütülen faaliyetler çerçevesinde elde edilen bilgiler, bu Yönetmeliğin dayanağını oluşturan kanunlarda belirtilen amaç ve usul dışında kullanılamaz. Elde edilen bilgi, belge ve kayıtların saklanmasında ve korunmasında gizlilik ilkesine riayet edilir. Bu fıkra hükümlerine aykırı hareket edenler hakkında görev sırasında veya görevden dolayı işlenmiş olsa bile Cumhuriyet savcılarınca doğrudan soruşturma yapılır.” hükmü yer almaktadır. Anılan hükümler çerçevesinde ve Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki soruşturmanın gizliği hükümlerine göre kanunen yetkili mercilerin vermiş olduğu kararların içerik ve sonuçlarının başka bir merci, avukat veya vatandaş tarafından talep edilmesi ve Başkanlıkça bu taleplerin karşılanmasının mümkün olmadığı değerlendirilmektedir. 09.10.2003 tarih ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Kanunu'nun 19 ve 20 nci maddelerinde yazılı olduğu üzere açıklanması ve zamanından önce açıklanması halinde idari ve adli soruşturmaların güvenliğini ve yargılama görevinin gereğince yerine getirilmesini zorlaştıracak nitelikteki idari, adli soruşturma ve kovuşturmalara ilişkin belgelerin anılan kanun kapsamı dışında tutulmuştur. Sonuç olarak; söz konusu mevzuat hükümleri çerçevesinde telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi işlemlerine ilişkin bilgi edinme başvurularına Başkanlıkça işlem yapılamamaktadır.
SORU 23: Vatandaşlar Başkanlığınızdan iletişimin tespiti işlemlerine ilişkin bireysel başvuru yapılabilmekte midir?
5397 sayılı Kanun gereğince, Başkanlıktan bilgi talebinde bulunacak olan makam ve merciler açıkça belirtilmiş olup, Başkanlığımız bireysel taleplerle ilgili işlem yapamamaktadır.
SORU 24: Avukatlar, müvekkillerine ait iletişimin tespiti raporlarını talep edebilirler mi?
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 135 inci maddesinin birinci fıkrası, “Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi tespit edilebilir, dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir. Cumhuriyet savcısı kararını derhâl hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi halinde tedbir Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl kaldırılır” hükmünü içermektedir. Başkanlıktan bilgi talebinde bulunacak olanlar ilgili kanunlarda açıkça belirtilmiş olup, yetkilendirilen kişi ve merciler arasında avukatlar bulunmamaktadır.
SORU 25: Adli bir soruşturma veya kovuşturma kapsamında Başkanlığınıza posta veya faks ile gönderilen ya da elden teslim edilen iletişimin tespiti (HTS) talep ve kararlarının işlemsiz iade edilmemesi amacıyla dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?
Adli bir soruşturma veya kovuşturma kapsamında Başkanlığımıza intikal eden iletişimin tespiti talebi içeren evrakta;
a) Adalet Bakanlığı Yönetmeliğinin 6. maddesi gereğince; Cumhuriyet savcısı, hâkim ve mahkeme kararlarında aşağıda sayılan hususların bulunması gerektiği, Bu bağlamda; Soruşturma numarası veya kovuşturmaya geçilmişse mahkeme esas numarası, Kararın hangi suçun soruşturması için istendiği ve bu suçun işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığına ilişkin açıklama, Başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmadığı hakkındaki açıklama, Hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliği, İletişim aracının türü ile numarası veya iletişim bağlantısının tespitine imkân veren kodu, Tedbirin türü, Tedbirin kapsamı, Tedbirin süresi.
b) Tedbir kararı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 135 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, en çok üç ay için verilebilmekte, gerekiyorsa bir defaya mahsus olmak üzere üç ay daha uzatılabilmektedir. Ancak, bir örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak, gerekli görülmesi halinde hâkim bir aydan fazla olmamak üzere sürenin müteaddit defalar uzatılmasına karar verebilmektedir. Evrakın süre nedeniyle iade edilmemesi için, kararlarda belirtilen tarih veya tarih aralığında yukarıdaki hususlara azami dikkat edilmesi, tedbirin süresi ile ilgili olarak, karışıklığa mahal verilmeyecek şekilde açık ve net bir tarih ya da tarih aralığı (Örneğin 01.08.2009 ila 30.08.2009 arası gibi) verilmesi, eksik, belirsiz ve muğlâk ifadeler kullanılmaması gerektiği,
c) Yetkili imzaların, özellikle de Savcılık kararlarında, Cumhuriyet savcısının adı-soyadı, sicil numarası, savcılık mührü ve imzasının eksik olmaması gerektiği,
d) Şayet tutuklu iş/gözlem altında bulunma/kayıp şahıs ile ilgili bir durum varsa, evrakın gereğinin ivedi olarak yerine getirilmesi için bu durumun evrakta açıkça belirtilmesi gerektiği, (Ayrıca kovuşturma safhasına ilişkin mahkeme kararlarında “duruşma tarihinin” belirtilmesi işlem sürecini hızlandıracaktır.)
e) Resmi yazışma kuralları gereğince, Başkanlığımızı muhatap bir üst yazının (talep yazısı) yazılması gerektiği, (Örneğin bir hâkim ya da mahkeme kararının bir üst (talep yazısı) olmaksızın Başkanlığımıza gönderilmesi ya da faks çekilmesi durumunda, evrakın gereği yapıldıktan sonra muhatap merci bilinmediğinden evrak ilgisine intikal ettirilememektedir.)
f) Yetkili ve görevli Cumhuriyet savcısının görevlendirmesiyle kolluk birimleri tarafından Başkanlığımıza intikal ettirilen evrakta da, (a), (b), (c), (d) ve (e) maddelerinde belirtilen hususlara eksiksiz olarak yer almalıdır. Sadece kolluğa ait evrakın alt kısmına Cumhuriyet savcıları tarafından yapılan ve özellikle de soruşturma numarasını haiz olmayan bir havale, evrakın gereğinin yapılması için yeterli olamamakta ve Başkanlığımız tarafından soruşturma numarası eksik olduğundan iade edilmektedir. Bu nedenle özellikle cinayet, terör, örgütlü suçlar, çocuk kaçırma, kaybolma vb. gibi niteliği gereği ivedilik arz eden evrakın iade edilmemesi için yukarıdaki hususların eksik olmaması gerektiği,
g) Başkanlığımıza intikal ettirilen evrakta, soruşturma numarası ya da esas numarasının bulunması ilgili mevzuat gereği zorunluluk arz ettiğinden, talep numaralı, muhabere numaralı, kabahat numaralı, el koyma numaralı, kolluk suç no vb. talepler gönderilmemesi gerektiği,
h) 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca, iletişimin tespiti taleplerinde hakkında tedbir uygulanacak kişinin/kişilerin, şüpheli ya da sanık sıfatını haiz olması gerektiğinden, bu sıfatı haiz olmayan kişilere (tanık, müdahil, ihbarcı, maktulün yakınları, müştekinin arkadaşı vb.) ilişkin iletişimin tespiti talebinde bulunulmaması gerektiği,
ı) Başkanlığımıza intikal ettirilen baz sorgusu talepleri (bir ya da birden fazla baz istasyonundan belli bir zaman sürecinde yapılan bütün görüşmeler ve detayları), 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 135 inci maddesi ile Adalet Bakanlığı Yönetmeliğinde belirtilen bütün unsurları kapsamadığından, ayrıca söz konusu mevzuatın belirlediği amaç, kapsam ve sınırları aşacak nitelik taşıdığından, Başkanlığımızca yerine getirilemediği, diğer taraftan Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü tarafından Başkanlığımıza gönderilen 21.03.2007 tarihli ve 15321 sayılı yazıda da bu yönde görüş bildirilmiş olup, bu itibarla baz istasyonu sorgusu talepleri ilgili mevzuat hükümlerine aykırılık teşkil ettiği,
i) Başkanlığımıza Cumhuriyet savcılıkları, mahkemeler ve kolluktan iletişimin tespitine dair her gün yüzlerce evrak gelmekte ve bu evrak sıraya konularak en kısa sürede talepler karşılanmaktadır. Gereği yapılan bir evrakın gizlilik kuralları mucibince elden verilmesinin mümkün bulunmadığı, ancak istisnai olarak, çok ivedi durumlarda, Cumhuriyet savcısı, hâkim ya da mahkeme başkanının, bir kolluk görevlisinin ismini de belirterek görevlendirildiğine dair YAZILI talimatı varsa, talimatta ismi yazılı yetkili kolluk personeline elden evrak verilebildiği,
j) 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca adli amaçlı olarak Başkanlığımıza gönderilecek evrakın, bilgi ve belge güvenliği hususu ile posta tekeline ilişkin mevzuat uyarınca PTT vasıtasıyla acele posta gönderisi olarak (APS veya iade taahhütlü posta) ile gönderilmesi gerektiği,
k) Abone sözleşmesi, nüfus cüzdanı veya kimlik fotokopisi, ikametgâh vb. belgeler Başkanlığımızda bulunmadığından, söz konusu belgelerin ilgili işletmecilerden talep edilmesi gerektiği,
l) Başkanlığımıza gönderilen kararlarda şayet evrak üzerinde düzeltme yapılmışsa, muhakkak ilgili merciin (savcı veya hâkim) imzası ve mührü bulunmalıdır. Özellikle de yetkili kolluk kanalıyla gelen evrakta da bu hususta azami özen gösterilmesi gerektiği, Değerlendirilmektedir.
SORU 26: Cep telefonu cihazları kaybedildiğinde veya hırsızlandığında ne yapılmalıdır?
5809 sayılı Kanunun 58 inci maddesinde “Kurum sistemine kayıtlı olan elektronik kimlik bilgisini haiz cihazı çalınan, yağmalanan, kaybeden veya her ne suretle olursa olsun rızası dışında elinden çıkan kişiler cihazının elektronik haberleşme bağlantısının kesilmesi için öncelikle bilgi ve ihbar merkezine başvururlar.” Elektronik Kimlik Bilgisini Haiz Cihazlara Dair Yönetmeliğin 11 nci maddesinin 1 inci fıkrasında “Cihazları beyaz listede yer alan kullanıcılar çalınma, yağmalanma, kaybolma veya her ne suretle olursa olsun rızası dışında elden çıkma durumlarında cihazlarının elektronik haberleşme şebekesinden hizmet almasını engellemek için telefon yolu ile ihbarda bulunur” hükümleri yer almaktadır. Söz konusu mevzuat hükümleri çerçevesinde Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Bilgi ve İhbar Merkezi’nin telefon ile aranması ve verilen bilgilerin doğrulanması halinde cihazın haberleşme şebekesinden hizmet alması engellenmektedir. 31 Ocak 2006 tarihinde faaliyete geçen Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Bilgi ve İhbar Merkezi Çağrı Merkezi’ne Türkiye’nin her yerinden 444 9 777 – 0312 232 23 23 numaralı telefonu aramak sureti ile 7 gün 24 saat ulaşılabilmektedir. Şahsen yapılacak taleplerin, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun “Yeşilırmak Sokak No:16 Demirtepe/ANKARA” adresine yapılması gerekmektedir.
SORU 27: Çalınan/yağmalanan/kaybedilen cep telefonlarının kapatılmasına/tekrar açılmasına ilişkin talepler nereye yapılmalıdır?
5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 58 inci maddesi uyarınca Bilgi ve İletişim Kurumu sistemine kayıtlı olan elektronik kimlik bilgisine haiz cihazı çalınan, yağmalanan, kaybeden veya her ne suretle olursa olsun rızası dışında elinden çıkan kişilere ait cihazların elektronik haberleşme bağlantısının kesilmesi veya bağlantısı kesilen cihazların yeniden iletişime açılması işlemleri, Kurum içi bir düzenlemeyle, BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE KOORDİNASYON DAİRESİ BAŞKANLIĞI tarafından yerine getirilmektedir. Bu itibarla, belirtilen taleplerin “Yeşilırmak Sokak No:16 Demirtepe-ANKARA” adresine yapılması gerekmektedir.
SORU 28: Kayıp/çalıntı ihbarı nasıl gerçekleşir?
Kayıp/çalıntı ihbarının onaylandığı nasıl anlaşılır? Kayıp/çalıntı ihbarının gerçekleşmesi için hat sahibi olan kişinin telefon ile ihbarda bulunması gerekmektedir. İhbar sırasında kişinin vermiş olduğu bilgiler doğrulanmak üzere ilgili GSM İşletmecisine iletilmekte ve kişinin verdiği bilgilerin doğrulanması halinde cihazın haberleşmeye kapatılması işlemi gerçekleşmektedir. Savcılık ve mahkeme kararı ile kapatılan ya da Bilgi ve İhbar Merkezi’ne (444 9 777 – 0312 232 23 23) yapılan kayıp/çalıntı ihbarları doğrultusunda kapatılan cihazlara ilgili GSM işletmecisi tarafından “YASAL UYARI: ………. IMEI numaralı cihaz ÇALINTI’dır. En yakın kolluk kuvvetine teslim ediniz” içeriğinde mesaj gönderilmektedir. İhbarda bulunulduktan sonra cihaza ait IMEI numarası “http://www.mckstk.gov.tr/node/56” adresinden sorgulandığında “çalıntı ihbarı yapılmış cihaz” olarak görülmektedir. İhbar doğrulandıktan sonra yapılan sorgulamada söz konusu ifade “çalıntı cihaz” ibaresine dönüşmektedir. İhbarı doğrulanmayan kişilere kısa mesaj (SMS) gönderilmesi sureti ile bilgi verilmektedir. Ayrıca, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun Bilgi ve İhbar Merkezi’nin aranması suretiyle de ihbar sonucu öğrenilebilmektedir.
SORU 29: Kayıp/çalıntı cihazların bulunması istendiğinde ne yapılmalıdır?
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu; cihazı çalınan, yağmalanan, her ne suretle olursa olsun rızası dışında elinden çıkan veya cihazını kaybeden kişilerin başvurusu üzerine cihazın elektronik haberleşme bağlantısının kesilmesine veya açılmasına yetkili kılınmıştır. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun çalınan, gasp edilen veya kaybedilen telefonları bulmak ve ilgili kişiye teslim etmek gibi görevleri bulunmamaktadır. Kayıp/çalıntı cihazların bulunması, takip edilmesi ve bulunarak teslim edilmesine ilişkin taleplerin Cumhuriyet Başsavcılıkları ile kolluk güçlerinin (polis veya jandarma) ilgili birimlerine yapılması gerekmektedir.
SORU 30: Elektronik kimlik bilgisi (IMEI) değiştirilmiş cihaz (klon cihaz) ne demektir?
Elektronik kimlik bilgisi (IMEI numarası) değiştirilmiş ya da kopyalanmış olan cihaz anlamına gelmektedir. Cihazların elektronik kimlik bilgisinin değiştirilmiş olup olmadığına dair, http://www.mckstk.gov.tr/node/57 adresinden cihazın 15 rakamlı IMEI numarasının sorgulanması sureti ile bilgi alınabilmektedir.
SORU 31: Sıkça Sorulan Sorular içerisinde “İletişimin Denetlenmesi” hakkında yeterli cevap bulunamadığında ne yapılmalıdır?
Sorulmak istenilen sorulara ilişkin yeterli cevap Sıkça Sorulan Sorular bölümünde bulunamadığında soru@tib.gov.tr e-posta adresine sorulabilir.
İNTERNET İÇERİĞİNİN DÜZENLENMESİ HAKKINDAKİ SORULAR
(5651 Sayılı Yasada Geçen İnternet Aktörlerine İlişkin Açıklayıcı Kitapçık)
SORU 1: 5651 sayılı yasanın çıkış amacı nedir?
Yasanın çıkarılmasının iki amacı bulunmaktadır. Birincisi; İnternet’in önemli aktörlerinden olan içerik sağlayıcı, yer sağlayıcı, erişim sağlayıcı ve toplu kullanım sağlayıcıların yükümlülük ve sorumluluklarını belirlemektir. Diğer amaç ise; İnternet ortamında işlenen belirli suçlarla içerik, yer ve erişim sağlayıcıları üzerinden mücadeleye ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir.
SORU 2: 5651 sayılı yasanın uygulanmasına yönelik olarak çıkarılan Yönetmelikler hakkında bilgi verebilir misiniz?
30 Kasım 2007 tarihli “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine Dair Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” ile 26716 sayılı 1 Kasım 2007 tarihli “İnternet Toplu Kullanım Sağlayıcıları Hakkında yönetmelik” Başbakanlıkça hazırlanmış ve 26687 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Telekomünikasyon Kurumu tarafından hazırlanan “Telekomünikasyon Kurumu Tarafından Erişim Sağlayıcılara ve Yer Sağlayıcılara Faaliyet Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” ise 24 Ekim 2007 tarihinde 26680 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
SORU 3: 5651 sayılı yasa ne zaman yürürlüğe girmiştir?
5651 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun” 23 Mayıs 2007 tarihinde 26530 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
SORU 4: 5651 sayılı yasa çerçevesinde İnternet ortamında yapılan hangi tür yayınlara erişim engellenebilir?
a) 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; 1) İntihara yönlendirme (madde 84), 2) Çocukların cinsel istismarı (madde 103, birinci fıkra), 3) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma (madde 190), 4) Sağlık için tehlikeli madde temini (madde 194), 5) Müstehcenlik (madde 226), 6) Fuhuş (madde 227), 7) Kumar oynanması için yer ve imkân sağlama (madde 228), suçları.
b) 25.7.1951 tarihli ve 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanunda yer alan,
c) 7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanunda yer alan suçlardır. Kısaca; 5651 sayılı Yasada belirtilen suçlar ve daha sonra ilave edilen yasadışı bahis ve şans oyunlarına ilişkin konularda erişimin engellenmesi kararı verilebilir.
SORU 5: Erişimin engellenmesi kararını kimler verebilir?
Cumhuriyet savcılıkları, ceza mahkemeleri ve Başkanlığımız erişimin engellenmesi kararı verebilir. Ancak Başkanlığımızın bu kararı verilebilmesi için İnternet sitesinin içerik veya yer sağlayıcısının yurt dışında olması gerekir. Yurt içi yayınlarda sadece çocukların cinsel istismarı ve müstehcenlik suçunda hâkim onayına sunmak şartıyla Başkanlık erişimin engellenmesi kararı verebilir.
SORU 6: Erişimi engellenen sitelerin yeniden açılması mümkün müdür?
5651 sayılı yasanın 8 inci maddesinin 9 uncu fıkrasında yeniden açılma usulüne yer verilmiştir. Bu çerçevede; erişimin engellenmesinin kaldırılmasına ilişkin yargı kararlarının Başkanlığımıza intikalini müteakip, gereğinin ifası için karar Başkanlığımızca erişim sağlayıcılara bildirilmektedir. Başkanlığımızca re’sen alınan erişimin engellenmesi kararlarında da; suç unsurunun ortadan kaldırıldığına dair müracaatın değerlendirilmesi yahut idari işlemimizin yargı organlarınca iptaline bağlı olarak iptal kararının uygulanması suretiyle, erişim sağlayıcılar üzerinden gerçekleşecek bildirim kapsamında engellemeye son verilmektedir.(Kaldırma ve hükümsüz kalmayla ilgili usul ve esaslara ilişkin ayrıntılara www.tib.gov.tr adresinde “Mevzuat” başlığı altında genişçe yer verilmiştir.)
SORU 7: Bir İnternet sitesinde haklarımı ihlal eden yayınlar yapılıyor. Bunu engellemek için ne yapmalıyım?
Bu konu 5651 sayılı kanunun 9 uncu maddesinde düzenlenmiştir. Bu durumda, öncelikle yayını yapan İnternet sitesinin iletişim kısmındaki yetkililere (içerik veya yer sağlayıcı) içeriğin çıkarılması için başvuruda bulunmanız gerekir. Talebiniz iki gün içinde karşılanmazsa 15 gün içinde yerleşim yerinizdeki Sulh Ceza Mahkemesine başvurarak mağduriyetinizin giderilmesini istemeniz gerekir. Mahkeme verdiği kararı sitenin iletişim kısmındaki yer alan adrese tebliğ ederek kararın uygulanmasını temin eder.
5651 sayılı Yasa ve ilgili düzenlemeler uyarınca Başkanlığa başvurarak faaliyet belgesi almış yer sağlayıcılar ile yetkilendirilmiş olan erişim sağlayıcıların listesi, iletişim bilgileri Başkanlık İnternet adresinde (http://www.tib.gov.tr) yayınlanmaktadır. Ayrıca “http://internet.tib.gov.tr” adresinde yer alan site bilgileri sorgu sayfasından talebe konu adreslerle ilgili olarak açık kaynak bilgisi sorgusu yapılabilir ve tespit olunan ilgililerin erişim ve yer sağlayıcı olarak Başkanlık kayıtlarında yer alıp almadığı yine “http://www.tib.gov.tr” adresinden sorgulanmak suretiyle kayıtlı olanların iletişim bilgilerine de buradan ulaşılabilir.
SORU 8: Bir İnternet sitesinde kişi haklarını ihlal eden yayın hakkında Sulh Ceza Mahkemesinin verdiği karar yerine getirilmezse yaptırımı nedir?
Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunulabilir. Sulh ceza hâkiminin kararını 5651 sayılı kanunun 9 uncu maddesinde belirtilen şartlara uygun olarak ve süresinde yerine getirmeyen sorumlu kişi, 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İçerik veya yer sağlayıcının tüzel kişi olması halinde, bu ceza yayın sorumlusu hakkında uygulanır.
SORU 9: İnternete ilişkin Bilgi İhbar Merkezi ne zaman faaliyete geçmiştir? Nasıl ihbarda bulunulabilir?
Bilgi İhbar merkezimiz 23.11.2007 tarihinde faaliyete başlanmıştır. Başkanlığımız, öncelikli olarak yoğun ihbar edilen web sitelerine ilişkin ihbarları inceleyerek gerekli işlemleri yapmaktadır. Bilgi ihbar Merkezimize ulaşma yolları; telefon (0312 5828282), web adresinden form ile (http://www.ihbarweb.org.tr) ve e-posta (ihbar@ihbarweb.org.tr) ile katalog kapsamında olan suçları içerdiği hususunda şüphe bulunan web sitelerini ihbar etmek mümkündür.
SORU 10: Erişimi engellenen sitelere kolaylıkla ulaşılabilmektedir. Bu konudaki düşünceleriniz nedir?
İnternetin dağıtık ve düzenlenemeyen yapısını bilen herkesin takdir edeceği üzere, İnternette bir yayına kesin olarak %100 erişimin engellenmesinin bilinen tek yolu içeriğin yayından çıkarılmasıdır. Bunun haricinde yapılan her türlü işlem, erişimi zorlaştırıcı tedbirlerden ibarettir. Asıl olan eğitim, bilgilendirme ve bilinçlendirme ile maksada daha rahat ulaşılabileceğidir. Özellikle İnternet basınında ifade edilen çeşitli erişim yöntemleri bazı imkânlar sağlasa da her birinin birçok eksikliği vardır ve bu yöntemler bütün İnternet kullanıcılarının tüm erişim taleplerini karşılayacak kapasitede değildir. Ayrıca dünyanın uygulamak için yöntem aradığı “notice and takedown” (bildir ve içerik kaldırılsın) hususu, 5651 sayılı kanun ve yönetmeliklerde dünyaya örnek olabilecek şekilde ayrıntılı olarak belirlenmiştir.
SORU 11: Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı, İnternet ortamında yapılan bazı yayınlara neden erişim engelleme işlemi tesis etmektedir?
Başkanlığımız 4.5.2007 tarih ve 5651 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun ile verilmiş görevi ifa etmektedir. Bu çerçevede anılan Kanunun 8 inci maddesinde sayılan suçların oluşması durumunda ilgili yer veya erişim sağlayıcının yurtdışında olması durumunda başkanlıkça re'sen erişimin engellenmesi yapılabilmekte; müstehcenlik ve çocukların cinsel istismarı suçlarının oluşması ve yer veya erişim sağlayıcının yurt içinde bulunması durumunda yine başkanlıkça re'sen erişimin engellenmesi yapılıp mahkeme onayına sunulmaktadır. Ayrıca, mahkemeler tarafından verilen erişim engelleme kararlarının yerine getirilmesini temin etmektedir.
SORU 12: Erişimin engellenmesi yöntemleri nelerdir?
Başkanlığımız, erişim engelleme yöntemi olarak alan adından erişim engelleme veya IP adresinden erişim engelleme yöntemlerini kullanmaktadır.
SORU 13: Alan adından erişim engelleme ile IP adresinden erişim engelleme yöntemleri arasındaki fark nedir? Hangi yöntemin kullanılacağına nasıl karar verilmektedir?
Alan adından erişim engelleme, alan adı sunucularında (dns) ilgili alan adına erişim kapatılarak engellenmektedir. IP adresinden erişim engelleme ise yönlendiricilerde erişim listesi (Access list) yazılarak ilgili IP adresine erişim engellenmiş olacaktır. Bir IP adresinde birden fazla alan adına ait içerikler bulunabilir. IP adresinden erişim engelleme yapıldığında, o IP adresinde yer sağlanan bütün alan adlarına birden erişim engellenmiş olacaktır. Bu yüzden, IP adresinden erişim engelleme o adreste sadece bir alan adı bulunmadığı durumlarda veya bunun belirlenemediği durumlarda kullanılması sıkıntı oluşturabilir. Başkanlığın verdiği re’sen erişim engellemelerde bu husus göz önünde bulundurulmaktadır.
SORU 14: Güvenli Web sitesi ile amaçlanan nedir?
Ana hedef, hızla yaygınlaşmakta olan İnternetin DOĞRU, ETKİN ve GÜVENLİ kullanılmasını sağlamaktır. Bu amaçla genelde toplumu, özelde ise çocukları, aileleri ve eğiticileri bilinçlendirmek, İnternet’in en etkin ve faydalı kullanım metotları yanında, barındırdığı tehlikelere karşı toplumda bilişim şuurunu oluşturmaktır. Ayrıca, ülkemizde ve dünya’da genel İnternet kullanım eğilimleri ve benzeri faydalı istatistikî bilgilendirmeler yapılmakla birlikte, özellikle İnternette içerik sunan özel veya tüzel kurum, kuruluş ve kişilerin daha etkin bir hizmet sunabilmeleri amacıyla referans alabilecekleri bilgiye ulaşmaları da hedeflenmektedir.
SORU 15: Ticari Amaçla İnternet Toplu Kullanım Sağlayıcılarında (İnternet cafe veya salonları) oyun oynatılabilir mi?
5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun kapsamında çıkarılan İnternet Toplu Kullanım Sağlayıcıları Hakkında Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca “işyerlerinde elektronik ve mekanik oyun alet ve makineleri bulunamaz.” hükmü yer almaktadır. Buna göre, İnternet salonu ruhsatı olan işletmeler işyerlerinde elektronik ve mekanik oyun alet ve makineleri bulunamaz.
SORU 16: Ticari amaçlı bir İnternet sitesi, “bilgilendirme yükümlülüğüne” uymadığından dolayı mağdur olduğunu düşünüyor ise, ne yapmalıdır?
“Bilgilendirme yükümlülüğü”nün ihlali nedeniyle mağduriyetinize sebep olduğunu düşündüğünüz İnternet adresinde yer almış; yazı, görüntü, ses, vb. materyalleri içeren söz konusu bilgi ve belgeleri şikâyetinize eklemek suretiyle Başkanlığımıza intikal ettirdiğiniz takdirde gerekli işlemler tesis edilecektir.
SORU 17: Hukuk mahkemelerince erişimi engellenmiş İnternet sitelerinin yetkilileri, engelleme nedenini ve ne yapmaları gerektiğini nasıl öğrenebilirler?
Bu tür erişimi engelleme işlemleri başta Türk Telekom A.Ş. olmak üzere http://www.tib.gov.tr adresinde yer alan erişim sağlayıcılar vasıtasıyla yerine getirilmekte olup söz konusu kurum ve kuruluşlardan bilgi alınabilecektir.
SORU 18: TİB onaylı filtre programı kullanılmasına rağmen, kolluk güçleri tarafından ceza verilmesi halinde, bu idari işleme ilişkin ne yapılabilir?
TİB onaylı filtre programı kullanılması ilgili mevzuatta yer alan filtre programını kullanma yükümlülüğünün yerine getirilmesi yönüyle yeterli olacağı, ayrıca suçu önlemeye ilişkin tedbirlerin alınması kapsamında da önemli olduğu muhakkaktır. Bu durum idari mercilerce ve ileriki aşamada yargı organlarınca da lehe takdir edilebileceği değerlendirilmektedir. Bireysel ve yerel uygulamalardan kaynaklanan sorunların önlenmesi kapsamında filtre programına esas teşkil eden ve aynı zamanda suçu önleme yükümlülüğüne esas teşkil eden veri tabanının merkezi olarak oluşturulması ve denetlenmesi süreci başlamış olup İçişleri Bakanlığının da içinde yer aldığı altı Bakanlığa Başkanlıkça 15.09.2008 tarihinde yazılan yazıda; konusu suç teşkil ettiği değerlendirilen İnternet sitelerine ilişkin tespitlerin Başkanlığımıza bildirilmesi durumunda bunların filtrede değerlendirileceği bildirilmiştir. Ayrıca; filtre programında olması gerektiğini değerlendirip de, filtre programında olmayan İnternet sitelerinin Başkanlığımıza bildirilmesi durumunda gerekli değerlendirme yapılarak, işlem tesis edilecektir.
SORU 19: Başkanlık aracılığıyla tedbir uygulanan İnternet siteleri açıklanabilir mi? Bu tür işlemlerle ilgili ne tür istatistikler sunulmaktadır?
5651 sayılı Kanun özel bir yasa olup internet ortamındaki yayınları düzenlemekte ve internet ortamında işlenen belirli suçlarla içerik, yer ve erişim sağlayıcılar üzerinden mücadeleye ilişkin esas ve usulleri içermektedir. Suç teşkil eden içerik nedeniyle erişimi engellenen sitelerin isimlerinin yayımlanması, mücadeleye ilişkin yöntemin ve bu sitelerin isimlerinin deşifresine yol açacaktır. Ayrıca internetin doğası gereği bir İnternet sitesine erişimin % 100 engellemediği de dikkate alındığında, söz konusu sitelerin adlarının yayınlanması adeta suç işlenmesini teşvik etmek anlamına gelecektir. Ancak tedbir uygulanan İnternet sitelerinin istatistiki bilgileri suç bazında oransal olarak www.guvenliweb.org.tr adlı İnternet sitesinde yayınlanmaktadır.
SORU 20: Bir İnternet sitesi aracılığıyla dolandırılma durumunda ne yapılmalıdır?
Konuyla ilgili olarak derhal Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulması gerekmektedir.
SORU 21: İnternet sitelerine yönelik erişim engelleme işlemleri keyfi olarak mı yapılmaktadır?
Demokratik hukuk devletinde hiçbir eylem ve işlem keyfi değildir. Her şey daha önceden kuralları belirlenmiş mevzuat çerçevesinde uygulanır. Ayrıca hukuk devletinde ifade hürriyeti; hiç kimseye hakaret etme özgürlüğü vermediği gibi, yasaları çiğneme ve suç işleme olanağı da vermemektedir. Bunun için, ilgili mevzuat ve kuralların dışına çıkılması durumunda da yine ilgili mevzuat çerçevesinde gereği yapılmaktadır.
SORU 22: 5651 sayılı Kanunda yer alan ‘katalog suçlar’ niçin çok sınırlıdır. Bunların değiştirilmesi düşünülmekte midir?
“5651 sayılı Kanunda değişiklik yapılması veya katalog suçların arttırılması/azaltılması” konusu parlamentonun takdirindedir.
SORU 23: İnternet Bilgi İhbar Merkezine yapılan şikâyetlerin değerlendirilmesi ve sonuçlandırılması nasıl yapılmaktadır?
Bilgi İhbar Merkezi vasıtasıyla Başkanlığımıza intikal eden ihbarlar; 5651 sayılı yasanın uygulama usul ve esaslarını belirleyen düzenlemeler (www.tib.gov.tr/kanun_yönetmelik.htm) muvacehesinde gerçekleşen teknik inceleme ve hukuki değerlendirme sonucunda Türkiye’den ulaşım yoğunluğu ve özelikle çocukların doğrudan ulaşıp ulaşmaması gibi kriterler de dikkate alınarak değerlendirilmekte ve bu incelemeler çerçevesinde ihbarlara ilişkin süreçler sonuçlandırılmaktadır.
SORU 24: Yer Sağlayıcı nedir? Yer Sağlayıcılığı Faaliyet Belgesi başvurusu nasıl yapılacaktır?
İnternete açık hizmet ve içerikleri barındıran sistemleri sağlayan/işleten gerçek veya tüzel kişiler yer sağlayıcıdır. Yer Sağlayıcılığı hizmetini ticari olarak yapmasa bile web sitelerini kendi sunucularında barındıran gerçek veya tüzel kişilerin Yönetmelik gereğince Yer Sağlayıcılığı Faaliyet Belgesi almaları gerekmektedir. Yer sağlayıcılığı faaliyet belgesi için; 1) http://faaliyet.tib.gov.tr/yetbel/ adresinden kayıt olarak sisteme giriş yapıp buradaki uygun elektronik formun eksiksiz doldurulması suretiyle başvuruda bulunmak, 2) Ek 5'te örneği olan dilekçeye Elektronik ortamda doldurulan başvuru formunun çıktısı eklenerek Telekomünikasyon Kurumu - İletişim Başkanlığı / Cevizlidere Caddesi No:11 Balgat / ANKARA adresine gönderilmesi gerekmektedir. 3)Tüzel kişilerin ayrıca şirketin Ticaret Siciline tescil edildiğini belirten son altı ay içinde alınmış Ticaret Sicil Kaydı aslı veya noter tasdikli sureti ile Şirketin imza sirküleri aslı veya noter tasdikli suretini de göndermeleri gerekmektedir.
SORU 25: Yer sağlayıcılığı faaliyet belgesi almak için başvuruda bulunanlardan ücret alınmakta mıdır?
Yer sağlayıcısı olmak isteyenlerin bu belgeler için herhangi bir ücret ödemeleri gerekmemektedir.
SORU 26: Sisteme girilmiş olan iletişim bilgileri ve Yer Sağlayıcılığı ile ilgili bilgilerimiz değiştiğinde nasıl güncelleyebiliriz?
http://faaliyet.tib.gov.tr/yetbel/ adresinden kayıt sırasında edindiğiniz kullanıcı adı ve şifresiyle sisteme giriş yaparak gerekli güncellemeleri yapabilirsiniz.
SORU 27: Yer sağlayıcılığı faaliyet belgesi almak için başvuran firmanın şubesi bulunmaması halinde, başvuru formunda şubeye ilişkin istenilen bilgiler nasıl doldurulacaktır?
Şube bilgisi mevcut değilse, 4.,5. ve 6. alanlar '-' ile geçilebilir.
SORU 28: Gerçek kişi başvurusunda bulunan kişi vergi dairesi ve vergi numarası bölümüne ne yazmalıdır?
Yer Sağlayıcılığı Faaliyet Belgesi gerçek kişi başvurusunda vergi dairesi kısmına ikamet edilen şehir, vergi numarası kısmına ise TC Kimlik numarası yazılabilir.
SORU 29: Belge aldıktan sonra unvan ve adres değişikliği gerçekleşirse ne yapmak gerekir?
Unvan ve adres değişikliğine ilişkin evraklarla birlikte yeni başvuru formu, dilekçe ve faaliyet belgesi Başkanlığa gönderildiği takdirde talep değerlendirilecektir.
SORU 30: Belge aldıktan sonra site ismi değiştiğinde ne yapmak gerekir?
Site ismi değişmesi nedeniyle faaliyet belgesinin yenilenmesi gerekmemektedir. Değişikliğe ilişkin bilginin faaliyet belgesi alırken oluşturulan kullanıcı adı ve şifre kullanılarak sistemde düzeltilmesi yeterlidir.
SORU 31: Her yeni site açılışında yeniden belge almak gerekir mi?
Her site açılışında yeniden belge başvurusunda bulunulmasına gerek yoktur. Açılan yeni sitenin, sistemde web adresini soran bölüme, araya virgül konularak eklenmesi yeterli olacaktır.
SORU 32: Başvuru formunda erişim sağlayıcı olarak ne yazılmalıdır?
Erişim sağlayıcı yurt içinden hizmet veriyorsa, http://www.tib.gov.tr adresinde bulunan listede yer almalıdır. Eğer erişim sağlayıcı yurt dışından hizmet veriyorsa, hizmet verdiği ülke sistemde (parantez içinde) belirtilmelidir.
SORU 33: Yapılan başvurunun durumu nasıl takip edilebilir?
‘Başvuru Sorgulama' seçeneğinden yapılan başvurunun hangi aşamada olduğu görülebilir. Belgenin onaylandığı ve postaya verildiği sistemden takip edilebildiği gibi, sistem tarafından atanan belge numarası da http://www.tib.gov.tr/YS_listesi.html adresinde ilan edilecektir.
SORU 34: Faaliyet belgesi başvuru sahibine nasıl ulaştırılacaktır?
Sisteme girilen bilgilerin doğruluğu onaylandıktan sonra, hazırlanan faaliyet belgesi bildirilen adrese acele posta gönderisi (APS) olarak postalanacaktır.
SORU 35: Yer sağlayıcıların temel yükümlülükleri nelerdir?
Telekomünikasyon Kurumu Tarafından Erişim Sağlayıcılara ve Yer Sağlayıcılara Faaliyet Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 16. maddesinde yer sağlayıcıların yükümlülükleri şöyle sıralanmaktadır: “(1) Yer sağlayıcı; a) Yer sağladığı hukuka aykırı içerikten, ceza sorumluluğu ile ilgili hükümler saklı kalmak kaydıyla, 5651 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat hükümlerine göre Başkanlık, adli makamlar veya hakları ihlal edilen kişiler tarafından haberdar edilmesi halinde ve teknik olarak engelleme imkânı bulunduğu ölçüde hukuka aykırı içeriği yayından kaldırmakla, b) Sunucu barındırma hizmeti dâhil, diğer bütün hizmetlerinde (a) bendindeki hükümlere uymakla, c) Yer sağlayıcı trafik bilgisini altı ay saklamakla, bu bilgilerin doğruluğunu, bütünlüğünü oluşan verilerin dosya bütünlük değerlerini (hash) zaman damgası ile birlikte saklamak ve gizliliğini temin etmekle yükümlüdür. (2) Yer sağlayıcı, yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü değildir.”
SORU 36: Yer sağlayıcı faaliyet belgesi sahipleri iletişim bilgilerini sitelerine koymak zorunda mıdır?
Telekomünikasyon Kurumu Tarafından Erişim Sağlayıcılara ve Yer Sağlayıcılara Faaliyet Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 14 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre, hem yer sağlayıcıları hem erişim sağlayıcıları, tanıtıcı bilgilerini, kendilerine ait İnternet ortamında, kullanıcıların ana sayfadan doğrudan ulaşabileceği şekilde ve iletişim başlığı altında, doğru, eksiksiz ve güncel olarak bulundurmakla yükümlüdür. Söz konusu Yönetmelik uyarınca, iletişim bilgileri aşağıda yer alan formata uygun olarak düzenlenmeli ve ana sayfadan, iletişim sayfalarına “İletişim” başlığı ile yapılan bağlantı, standart HTML bağlantısı formatında ve sayfada kolayca görülebilir şekilde konumlandırılmış olmalıdır: Bu bilgiler; Sahibi, Yerleşim Yeri, E-posta, Telefon No ve Denetim Mercii(varsa) şeklindedir.
SORU 37: Yer sağlayıcı trafik bilgisi nedir?
Yer sağlayıcı trafik bilgisi, internet ortamındaki her türlü yer sağlamaya ilişkin olarak; kaynak IP adresi, hedef IP adresi, bağlantı tarih-saat bilgisi, istenen sayfa adresi, işlem bilgisi (GET, POST komut detayları) ve sonuç bilgisi gibi bilgileri ifade etmektedir. Trafik bilgisinin loglanması işlemi için; kullanılan web sunucunun belgelerine başvurulması ve uygun log tutulması için hangi işlemlerin yapılması gerektiğinin öğrenilmesi gerekmektedir.
SORU 38: Bayiler (reseller) olarak barındırma (hosting) hizmeti verenlerin veya sadece e-posta sunucusu (mail server) bulunduranların Yer Sağlayıcı Faaliyet Belgesi almaları gerekmekte midir?
Bayiler (reseller) olarak hizmet verenler de, diğer kendi bünyesinde web sitesi ve e-posta sunucusu (mail serveri) bulunduran tüm gerçek ve tüzel kişiler gibi yer sağlayıcısı niteliğindedirler ve yer sağlayıcı faaliyet belgesi almaları gerekmektedir. Bununla birlikte, reseller ya da kiralama yoluyla barındırılan sitelere ilişkin hizmet alınan işletme faaliyet belgesine sahip ise ve Yönetmelikte belirtilen yer sağlayıcı yükümlülüklerini (Örneğin; trafik bilgisinin tutulması, hukuka aykırı içeriğin yayından kaldırılması... vd.) yerine getirebiliyorsa, reseller olarak hizmet verenlerin ayrıca faaliyet belgesi almalarına gerek olmayabilir. Bu durum işletmeler arasında yapılacak iç protokollerle belirlenebilir.
SORU 39: Yurt dışında hizmet veren bir firma nasıl faaliyet belgesi alır?
Yurt dışında bulunan firmalar ya da yabancılar bakımından, yer sağlayıcı faaliyet belgesi almak için, başvuru yapacak gerçek veya tüzel kişilerde başvuru, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan yetkili kişi aracılığıyla yapılmaktadır.
SORU 40: Yer sağlayıcılığı faaliyet belgesi olmadan barındırma (hosting) faaliyeti sürdürenlerin durumu ne olacak?
Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde, yer sağlayıcı faaliyet belgesi almaksızın yer sağlayıcılığı faaliyetinde bulunanların İnternet erişim hizmeti, yapılacak tespit veya alınan bilgilere göre durdurulabilecektir. Bu hususta, http://faaliyet.tib.gov.tr/yetbel/ adresinde yer alan Yer Sağlayıcılığı Faaliyet Belgesi Almadan Hosting Hizmeti Veren Gerçek/Tüzel Kişileri Bildirme Arayüzünü kullanarak ihbarda bulunabilirsiniz.
SORU 41: Yer sağlayıcılık faaliyet belgesini iptal etmek için ne yapmak gerekir?
Yer Sağlayıcılık Faaliyet Belgesinin iptal edilmesinin istendiğine dair imzalı ve (varsa) kaşeli dilekçenin, faaliyet belgesiyle birlikte "Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu – Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı / Cevizlidere Caddesi No:11 Balgat/ANKARA" adresine gönderilmesi gerekmektedir. Evrakın Başkanlığa ulaşmasına müteakip iptal işlemine başlanacaktır.
SORU 42: Sıkça Sorulan Sorular içerisinde yeterli cevap bulunamadığında ne yapılmalıdır?
Sorulmak istenilen sorulara ilişkin yeterli cevap Sıkça Sorulan Sorular bölümünde bulunamadığında soru@tib.gov.tr e-posta adresine sorulabilir.
SORU 43: IP Log imzalayıcı yerel ağdaki tüm bilgisayarlara kurulacak mıdır?
Ip Log İmzalayıcı programının tek bir bilgisayara kurulması yeterlidir. Eğer dahili IP dağıtım logları otomatik olarak oluşturulacaksa bu bilgisayarın yerel ağdaki ana bilgisayar olması gerekir.
SORU 44: Log dosyaları nasıl oluşturulacaktır?
Log dosyaları 2 farklı yöntemle oluşturulabilir: 1) Elle 2)Otomatik olarak log dosyası oluşturan bir program vasıtasıyla.
SORU 45: IP Log İmzalayıcı programı dâhili IP dağıtım logu hazırlar mı?
IP Log İmzalayıcı programı dâhili IP dağıtım logu hazırlamaz, yukarıda bahsedilen yöntemlerle hazırlanmış log dosyalarının doğruluk ve bütünlüğünü teyit etmeye yarar.
SORU 46: İmzalama işlemi nasıl gerçekleşmektedir?
İmzalama işlemi, programa gösterilen iç IP dağıtım loglarının internetten alınan güncel zaman bilgisiyle işlemden geçirilmesiyle gerçekleştirilir.
SORU 47: Hazırlanan log dosyası ne zaman imzalanacaktır?
Log dosyaları, varsayılan olarak programın “data” klasörüne (örn: “C:\IP Log Imzalayici\data”) eklendiğinde imzalanacaktır.
SORU 48: Diğer imzalama zamanı seçenekleri nelerdir?
Log dosyalarının imzalanma zamanı için 3 farklı seçenek mevcuttur: 1) Dosya eklendiğinde: Data klasörüne dosya eklendiğinde, imzalama işlemi otomatik olarak gerçekleştirilir. Varsayılan olarak bu yöntem geçerlidir. 2) Belirtilen saatte: Sadece belirlenen saatte, data klasöründe bulunan dosyalar imzalanır. 3) 1 saat aralıklarla: Bu seçenek işaretlendikten sonra birer saat aralıklarla imzalama işlemi gerçekleştirilir.
SORU 49: Otomatik olarak log hazırlayan bir program kullanıldığında, hangi imzalama zamanı seçeneği kullanılmalıdır? Otomatik olarak hazırlanan dosya IP Log imzalayıcı programda nasıl imzalanır?
Sistemde otomatik olarak log hazırlayan bir program kullanılıyorsa, “belirli saatte” imzalama seçeneği kullanılmalıdır. Otomatik hazırlanan log dosyasını IP Log İmzalayıcı Programda imzalamak için, ayarlar menüsünden Log klasörü olarak ilgili log dosyasını seçmek gerekir.
SORU 50: Ayarlarda yapılan değişikliklerin programa yansımama sebebi nedir?
Ayarlarda değişiklik yapıldıktan sonra, Ayarları Kaydet butonuyla değişiklikler kaydedilmelidir.
SORU 51: IP log imzalayıcı programının gün içinde imzalama işlemi yapıp yapmadığı nasıl anlaşılabilir?
“Gün içinde İmzalanmış Dosyalar” bölümünden o gün içinde gerçekleştirilen imzalama işlemleri görülebilir.
SORU 52: “İnternet zamanı alınamadı. Dosyalar imzalanmayacak” hatası ne anlama gelmektedir?
IP log imzalayıcı programı bir dizi SNTP sunucudan zaman damgası almak için İnternet erişimine ihtiyaç duymaktadır. Belirtilen hata, zaman damgası alınamadığında üretilmektedir. Zaman bilgisinin alınamama sebebi sistemdeki erişim kısıtları olabilir.
SORU 53: Bilgisayara yeniden işletim sistemi kurulumu yapıldığında, daha önceden imzalanan iç IP dağıtım logları kaybolur mu?
Bilgisayarda yeniden işletim sistemi kurulurken, programın kurulum diski biçimlendiriliyorsa (format) daha önceki imzalama işlemlerinden kalan loglar ve imza dosyaları kaybolacaktır. Log dosyalarının kaybolmasını engellemek için, kurulum dizininin altındaki “signed_files” klasörünün (örn: “C:\IP Log Imzalayici\signed_files”) yedeklenmesi ve yeni yapılan kurulumda IP Log imzalayıcı programının “signed_files” klasörüne kopyalanması gerekmektedir.
SORU 54: IP Log imzalayıcı programı varsayılan dizin (C:\IP Log Imzalayici) haricinde bir dizine kurulabilir mi?
Evet, kurulum aşamasında disk seçme olanağı mevcuttur.
SORU 55: Bir sitenin yer ve erişim sağlayıcısına ilişkin bilgilerine ulaşabilir mi?
Belirtilen hususlara ilişkin olarak Başkanlığımızın http://internet.tib.gov.tr adresinde bulunan ara yüz aracılığıyla ulaşma olanağınız bulunmaktadır.
